Text Size
Reklam

Görünmede hüner yoktur. Görünmeyeni görmede hüner vardır.

PDFYazdıre-Posta

Maneviyat Bahçesi - Dr. Münir Derman

Ta`zim insanı küçültmez, bilakis yüceltir. Doğruların yıkılışı bir an işidir. Çünkü bunlar şahın kapısında beklerler. Halkı `Hak`ka çağırmaya memur edilmişlerdir. Bunlar, ellerini birbirlerine vurduğu zaman gözden kaybolacak kadar küçül... Başına gelecek bir iş olursa sabır eliyle karşıla. Şifa buluncaya kadar dur; bağırma, çağırma... Şifa gelirse şükür eliyle al. Celal perdesi açılırsa secdeye kapan... Allah, Peygamber sevgisini, fakirlik hali ve bela takip eder. Bela karşısında dağ gibi olmalısın...

İmân sahibinin çoğu hali, sıkıntıyla geçer. Elindeki şeyler çok bile olsa yine de sıkıntı içindedir. Çünkü, bağlanmış olduğu birçok prensipler vardır. Onları yerine getirmek güçlüğü içinde kıvranır. Dünyada ancak bir prensibe bağlı olmayanlar rahat eder. Onlar da hiçbir dine söz vermeyen dinsizlerdir.

`Allah`dan başka ilah yok.` dediğin zaman bir dava peşine düşmüş oluyorsun. Her davada şahit isterler. Şahidi olmayan davayı kaybeder. Bu durumda şahit, emirleri tutmak ve yasakları bir yana atmaktır. Bu laf boş değildir. Derinliğine süzül, dal...

Hiçbir söz amelsiz kabul edilmez ve hiçbir amel de ihlâs olmadan makbul değildir. İhlâs Peygamber`in yoludur. Eğer kapına gelen dilenci bir hediye getirseydi, hemen alırdın. Bana mı demezdin... Hiç geri çevirmek istemezdin...

`İmân sahibinin ferasetinden sakının! Çünkü o, Allah`ın verdiği nurla bakar...` İbadet gelip geçici şeyleri, muayyen bir zaman için terk demektir. Sözlerimizin değeri ve tefsiri, manevidir. Burada maddenin sözü geçmez.

Allah yolcusunun iç âleminde aksaklık göremezsin...

Kerem sahibi olmak için, ilâhi ve kutsi sırları saklamak şarttır.

Aza kanaat, nefsin kısmetini kaçırmak değildir. Ağlamak, ibadettir. Ağlamak, dikkat buyurun, Hakk`a karşı tevazu göstermenin şiddet halidir.

Aklı kâlbe çevir, kâlbi sır yap, sırrı yokluğa ilet, yokluğu varlığa çevir... Ondan sonra kendini bir seyret bakalım. Çalış, hiç kimseye eziyet için gayret etme. Herkese iyi niyet besle. Ancak, cemiyetin düzeni için birşey yapılacaksa onu da yap, geri durma, bu ibadet sayılır.

Dünya ahirete perdedir. Ahirete dalmak ise dünya ve öbür âlemin sahibine perdedir. Yaradılmışlara dalmak, Yaratan`dan ayırır. Hangi yaratığa gönül kaptırırsan ruh pencerene perde çekmiş olursun...

Velâyet halinin işareti vardır. O işaretler, velilerin yüzlerinde okunur. Onu anlayış sahipleri sezer. O işaretler, velâyet halini anlatmağa yeter. Dile hacet yoktur.

Kâlbinizi dünyaya kaptırırsanız, Rabbınızın yüce makamı perdeler arkasına girer, ruhani hava tarafınıza esmez. Allah hem Aziz, hem de Celildir.

Hiç kimsenin kadere yüklenerek hak talep etmeğe yetkisi yoktur. Her genişliğin bir sıkıntısı çıkar. Her ferahlıkta bir darlık saklıdır. Her bela bir iyiliğin öncüsüdür. Siyahla olduğunuz zaman katiyyen beyazı unutmayınız...

Bu mana âlemi ile ilgili bir sözdür. Edepli olunuz...

Nefsini çok kırma, onun da dünyada bazı alacakları vardır. Birşeye iptila bir imtihandır, herkese nasip olmaz.

Herkes iptilanın neden geldiğini fark edemez. Ancak binde bir kişi anlar. Anlayınca da Hakk`a döner. İptila insanı ayıltmak için gelir, uzlet bir ibadettir.

Temizlik dıştan içe geçmez. Bir insanın iç âlemi temiz olunca, kâlbi nurla dolar; iç, sonra nefis, sonra beden temizlenmelidir. Önce evin içini yap, kapısını sonra takarsın... İç yapılmadan, dışının yapılmasında hayır yoktur. Yaratıcı olmadan yaratılmış olmaz. Ev olmayan yerde kapı da olmaz. Harap olmuş yere kilit asan olmaz.

Ahiret olmayan yerde dünya olmaz. Hiç kimsenin göğüs boşluğuna Allah iki kâlb koymadı.

Birşeyler istiyorsan, herşey teslim edilmez... Yanlışın var... Şahit isterler. Mihenk taşına vururlar, ayarını ölçerler. Bakın altın diye satman kabil olmaz. Herşeyi ehli bilir... Kış ve yaza inanmak, onları olduğu gibi kabul etmek, onların eziyetini hafifletir.

İşte belalara da inanmak bunun gibi birşeydir. Hak`tan geldiğine inanmak ve sabırlı olmaktır. Sabırlı insanlar, Allah`ın heybet nuru altındadırlar, ölüdürler. Hayat insana emanet verilmiştir. İbadet için verilmiştir. Dünyada herşey emanettir. Rızkın için üzüntüye düşme, o seni arar, o kadar arar ki sen o kadar arayamazsın... Ateşten o kadar korkma: Sanki ona tapıyorsun. Dünyadaki cennet onun yakınlığıdır. Ahiretteki asıl cennet ise, onun varlığına nazardır.

İmân sahiplerinin kâlbi yaratılmadan, İmânları yazıldı. Bu geçmişin bilgisidir. Bunun üzerinde münakaşa caiz değildir. Ona dayanarak hüküm yürütmek doğru olmaz. Bizden evvel gelen sahabe ve uyanlara yeten bir din bize nasıl yetmiyor? Bu sözleri söyleyenin yanında doğruluk vardır. Onunla her dinsizin ve münafığın kellesini keser...

Doğruluk yeryüzünde Allah`ın kılıcıdır. Hangi şeyin üzerine konsa onu keser.

Hayır, iki kelime üzerinde toplanmıştır. Allah`ın emrini yüce bilmek ve kullarına şefkat göstermek... İçi bozuklara ancak Allah yolcuları güler, buğz gösterir.

Tövbe, bir kuvvettir. Her iyiliğin kâlbi sayılır. İç âlemi temizler. Tövbeyi önce kâlbinizle sonra dilinizle...

Din emrinin hazır olmadığı bir yerde zındıklık başlar. Cennet derece, makam arayanlar içindir. Manevi tüccarlar onu ararlar. Oruç içinde oruç, bahçe içinde bahçe, ev içinde ev vardır. İmân ve irfan sahibi Allah`tan dünyayı istemez. Ahiret talebinde bulunmaz. Mevla`sından `Mevla`yı ister. İnsanların iç âlemlerini, hak ile olan bazı hallerini sezmeyen onlara hürmet edemez.

İbadet bir sanattır. Hazine Allah`ın birlik nurunu kâlbine doldurmaktır. Allah`ı zikreden daima diridir, ölmez. Bir hayattan öbür âleme geçer.

Bir andan fazla ona ölüm gelmez. Yazın geldiğine hakikaten inanmayacak olursan, ensen yandığı zaman inanırsın...

İyi kullar, öbür âleme intikal ettikleri zaman nimet içine düşerler. Nimet sevdikleri için verilmemiştir. Hakk`a uydukları için verilmiştir.

Ateş nedir ki İmân sahibi ondan korksun? Ateş, İmân sahibinden korkar ve kaçar. Allah`a sığınır.

İmân ve ihlâs sahiplerinden kaçmamak, o cehennem ateşinin haddine mi düşmüş... İmân sahiplerine dil uzatma, ona eziyet etme, gıybet etme... Sakın hem çok sakın. Sonra yine sakın! İmân sahiplerine taarruz etme, onlara kötülük isnat etme! Onların üzerine titreyen bir sahip bulunmaktadır...

Kısmetini alıp yiyen taât içindedir, Kader bahsine cehalet ayağıyla vurmayınız... Kader ilminin geçmişte yazdığı şeylere dokunmak olmaz... Bu güzel hallerini anlattığımız kimselerin tutumları seni mestediyor. Fakat bu, eline birşey getirmez. Onlar gibi olmağa çalışmak lazımdır. Temenni hiç kimseyi kurtaramaz, temenni ahmakların çukurudur. Kurtuluş yolu: Ümit ve korku birlikte yürürse kazanılır...

Böyle bir ermişi, rüyada görmüşler ölümünden bir müddet sonra...

- Rabbin sana ne gibi işler yaptı, diye sormuşlar.

- Haberim yok, demiş. Bir ayağımı sırat köprüsüne koyduğum zaman öbür ayağımı Cennette gördüm, demiş...

Ayık olun, insanda bir et parçası vardır. O iyi olunca bütün duygular güzelleşir. O, fesada uğrarsa, bütün duygular iyiliğini kaybeder. İşte o et parçası kâlptir... Bunu anlamak iç zenginliği yapar, iç zenginliği olmayan duygusuz yaşar; ibadet, ona bir zevk vermez. İç zenginliğinde, ruhun erimesi lazımdır. Secdeye vardığın zaman, hakiki varlığın serinliğini duyuyor musun?

Allah insana sahip olmasa herşey ondan el çeker... İmân sahibine eziyet etmek, Kâbe`yi onbeş defa yıkmaktan, günah itibariyle daha büyüktür.

Peygamber`e sevginin şartı, fakr halidir.

Allah sevgisi için de bela şarttır... Her velâyet halini bela takip eder. Sebebi, Allah sevgisi iddia edilmesin diye...

Ölümün gelmesini bekleme. Ölüm anında bütün kapılar yüzüne kapanır; tövbe etmeye gücün yetmez olur.

İhsan kapısı kapanmadan acele et!

Ölüm imân sahibini sevindirir. Küfür ehlini ürkütür. Münafıkları korkutur.

Hatalı işlere karşı susmak yasaktır. O zaman konuşmak ibadet sayılır.

Sabır yardımcı çağırır, insanı yükseltir, insanı aziz kılar... Tek olmağa alışırsan, BİR olandan ülfet ve birlik gelir.

Ahiret sevgisinin zerresi kâlbinde yaşasa, ilâhi nur senden uzak durur...

Ayık ol, sonra yazık olur. Hak katına ancak doğruluk adımlarıyla varılır.

Haram yemek, din cesedine zehirdir.

Yollar geniş ve serbest, fakat siz, görmüyorsunuz. Nefis dünyada yap der; öbür âlemde `Niye yaptın` diye sana çıkışır.

Allah dostu; sessiz, sözsüz haykırıyor. Sözümü kabul ediniz. Benden daha güzel söz eden olmaz. Yeryüzünde bu asırda benden daha sağlam ve güzel söz eden bulamazsınız. Fakat bunları benden bilmeyiniz. Kuvvetim Hakk`ın`dır. Onun bihurufu lafzı kuvveti dili ile söylüyorum. Ve bunları halk için yaparım, benim için değil.

Hastaları ziyaret ediniz. Cenaze törenlerinde hazır bulunmağa gayret ediniz, Çünkü bunlar, bu âlemin ötesinde bir başka âlemin varlığını hatırlatır. Yakında herşeyle aranız açılacak. Bu ayrılış size danışılmadan yapılacak, ayrılacaksınız.

Sizi ferahlandıran cümle eşya yürüyüp gidecek; giderken sizden izin almayacak. Dikkat buyurun... Çok dikkat edin... Siz yürümeyeceksiniz; eşya yürüyüp gidecek diyoruz. Herşey açık söylenemez, ifade kuvveti yetmez. Yukarıdaki sözü tekrar tekrar okuyunuz. Çok rica ederim, mü`min kardeşlerim...

Göçtüğünüz âlemde yorulacaksınız, güçlükler sizi saracak. Yüzünüze bakan olmayacak. Sebebi öbür âlemi dünyada hatıra getirmediğinizdendir...

İnsanlara ve fani varlıklara güvenen kimse, rahat olamaz...

İlmi artanın korkusu da artar. Sözlerimizin sertliğine gücenmemenizi rica ederim...

Sabır, zilleti izzete tebdil eder.

İmân gözüyle herşeyin taksiminin Allah tarafından olduğunu görüp anlayan, birşey istemek için utanç duyar...

Bir kimse Allah ile olursa; onu kimse ürkütemez, ne cin taifesi, ne de insanlar, ne yer haşeresi, ne de yırtıcı hayvanlar, hiçbiri o büyük zatı korkutamaz. Hiçbir yaratık o kişiye dokunamaz...

Zahid, dünya ile ahiret, Korku sahibi, Cennetle Cehennem, İrfan sahibi, yaratılanla Yaratıcı arasındadır. Önce, gözünü kapayan perdeyi arala... Sonra yalvar...

Bu halde bulunan insanın haline, ne insan, ne cin, cümle yaratıklar içinden bir tanesi bile akıl erdiremez...

Öğünmeyi hiçe sayanın, kötülemeleri kendiliğinden sıfıra düşer...

Muaz(R.A.), `Gelin bir anımızı İmânlı geçirelim.` dermiş. `Resul`e şikâyet etmişler. Resul:

- Muaz`ı haline bırakınız, buyurmuştur. Sabrın asıl manası, Hakk`ın kaza ve kaderine boyun eğmektir.

Cesedin gitmiş gibi bir ruhani âleme dalarsın. Bu işler sükûn ister, huzur ister, maddi şeylerin kâlpten çıkmasını ister...

Allah, Kitab-ı Celil`inde bazı yaratıkları üzerine yemin eder. Bu Allah`a mahsus bir sırdır. Bu sırları bilenler her yerde, her şehirde ya vardır yahut kervanlar halinde geçerler. Fakat hepsi de deve adımı gibi sessiz, gürültüsüz geçerler...

Bunları görebilmek, sohbetlerinde bulunabilmek için: Rütbe ve mansıb dilenme... Çocuklar gibi sopadan ata binme!

Ömer`in devede iken kamçısı düşmüş, inmiş almış başkasından istememiş; başkasına minnettar olmamak için...

Bilir misin! Dağ benliğinden geçti mi sahra olur. Çınar azametli bir ağaçtır. Fakat aslı yerden kök salan bir tohumdur, ne bahtiyardır...

O susamış ki, yakan güneş altında Hızır`dan bir kadeh su dahi istemez... Bu lakırdılar herkes için değildir. Zira ne derece mükemmel va`zu nasihat edersen et, koyunun kurt soyuna mazhar olması mümkün değildir.

Gayb hazinesinin âlem gözüne kapalı kapısının aralığından biraz bakalım:

Göz bir alettir. Dışarıdaki bir cisimden gelen ziya dalgaları o cismin şeklini dimağa kadar götürür ve biz o cismi görürüz. Fakat cismi dışarıda görürüz...

Kulak bir alettir. Dışardan gelen ses dalgaları kulaktan dimağa kadar girer, duyarız, fakat sesi daima çıktığı yerde duyarız, kulağımızda değil...

Burun bir alettir. Bir yerden koku dalgaları burnumuza kadar gelir. Kokuyu burnumuzda duyarız, dışarıda değil...

Gören, duyan kim?.. Kokuyu alan sen... `Ben, kulum ile görür, işitirim.` Koku alırım, değil...

Bu küçük misali halletmeğe bak... Bunun hallinde `Feth` vardır. Feth, kuvvetin bilinen sırrıdır...

Görünmede hüner yoktur. Görünmeyeni görmede hüner vardır.

Beşerin anlama hududuna ilâhi sır ve kuvvetlerin varlığı ancak mucize, büyük tesadüf, şans kelimeleri ile girer ve beşer yine bunu gaflet hududundan çıkamadığı için şüphe halinde idrak eder, reddedemez

NOT:Yukarıdaki yazı M.Derman`ın Allah Dostu Der Ki isimli kitabından alınmıştır.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Anket-1

Bu Gün Seçim Olsa Hangi Parti Kazanır
 

Anket-2

Ankara'nın En Bakımlı Parkı Hangisi?
 

Hava Durumu

41°
°F | °C
Mostly Cloudy
Humidity: 87%
Wed

43 | 60
6 | 15
Thu

44 | 69
6 | 20
Fri

40 | 58
4 | 14
Sat

40 | 53
4 | 11

Haber Dosyası-1

Atatürk İlköğretim Okulu

Atatürk, eğitim ile ilgili bir toplantı sırasında Ulus ve Anafartalar caddesinin olduğu bölgenin okul ihtiyacını karşılamak üzere; şu anda mevcut olan Atatürk İlköğretim Okulunun bulunduğu yere okul yapılması talimatını verir.

O zamanki yetkililer “ Şu anda bütçemizde ödeneğimiz yok. Okulu yapma işini bir dahaki seneye erteleyelim paşam “derler

Atatürk “ Hayır bu sene başlayacaksınız ve yapımı da en kısa sürede bitecek. Okulun masrafının yarısını da ben karşılayacağım “ der. Devamını oku...Bağlantısı  

Haber Dosyası-2

Domuz Gribi Nedir?

Domuz gribi nedir?
Domuz gribi, A (H1N1) tipi virüsten kaynaklanan, insanlarda hastalığa yol açan viral bir hastalıktır. Hastalık ilk kez Meksika ve ABD’de görülmüş ve daha sonra birçok ülkeye yayılmıştır.

Bu yeni H1N1 virüsü neden” domuz gribi olarak adlandırılmaktadır?
Bu virüse “ domuz gribi” denmesinin sebebi, domuzlar arasında görülen grip virüslerine çok benzediğinin gösterilmiş olmasıdır. Bu yeni virüs insan, domuz ve kuş virüslerinin bir karışımıdır.

Domuz gribi (A/H1N1) virüsü bulaşıcı mıdır?

Domuz gribi A(H1N1) virüsü bulaşıcıdır ve insandan insana geçmektedir.

Devamını oku...Bağlantısı  

Bu Rehber Firma ve İlan Sitesi

Reklam

Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı

Reklam

Ankara'nın sesi Facebook Hayran Sayfası

Ankara'nın Sesi on Facebook
JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval