Text Size
Reklam

İSTAFİLLER OLDU MU?

PDFYazdıre-Posta

Ankara'nın Sesi Sitesi Köşe Yazarları: - - Ufuk Özgül -

1923 yılında, Lozan Antlaşması çerçevesinde Türk ve Yunan hükümetleri tarafından nüfus değişim anlaşması imzalanmış; Türkiyeli ve Yunanistanlı 1. Kuşak olarak adlandırılan mübadiller, sosyal ve kültürel öğelerin tümünü yeni yaşamlarını kuracakları topraklara beraberlerinde getirerek, 2. ve 3. kuşaklara aktarabilmeyi başarmışlardır.

İstafiller Oldu mu?14 öyküden oluşan; Edebiyat öğretmeni, ressam, yazar ve öykücü ikinci kuşak Nasliç mübadili Celal Özcan'ın yeni kitabı.

 

Bizi karşılayan ilk öykü ‘İstafiller Oldu mu?’ adını taşıyor.

Yunanistan’ın Kozani iline bağlı kasabası (Şimdiki adı: Neapolis) Nasliç’in Renda köyündeki bahçesinde Patriot Cafer ile tanışıyoruz.


‘’Vre çocuğum, her şeyi verdiler ama o kuyu oradadır… Yani ilk vatanımızda. Kuyu başındaki o salkım söğüt de oradadır. Çardaktaki istafil veren asma oradadır. Bilmezsin elbet; o asma Elenam’ın armağanı idi. Ağabeysi Yako’ylen getirdiler idi kendi bahçelerinde çelikleyerek. Birlikte diktik. Çabucak büyüdü. Verdi Elenam’ın yeşil gözlerine benzer üzümler. O güzel armağan, o güzel sevgililer oradadır. Yengen ilen el ele verdiğimiz günler, onu öpmek istediğim anımız oradadır. Yunance de olsa şarkılarımız, türkülerimiz oradadır. Evimiz, odalarımız, mutfağımız, ekmek pişirdiğimiz fırınımız oradadır. Rum arkadaşlarım Aleko, Niko, bir Rum kızıylen nasılsa evlenebilmiş arkadaşım Recep oradadır… Daha ne sayayım sana! Çok var vre çok, çok! Dedem ile nanam (yani ki nenem), amucam ile yengem oradaki toprakta yatarlar.

Bir başka şey; adını koyayım derim, beceremem; Koku derim değil… Bir şey işte, ta burnumun direğini sızlatan, belki bir sıla hasretliğidir adı; şekli mekli belli değil. İşte o çeker beni, götürür ilk vatanıma.’’

Patriyot Cafer’in öyküsünde simge değerler olarak kullanılan kuyu, üzümler ve salkımsöğüt; göç öncesi günlerdeki unutulmazlar çağrışımını uyandırıcı araçlar olarak, önemli anlamlar içermektedir ve göç sonrasında da bir yerde eskiye özlem anlamındaki arayışlara ilişkin yatıştırıcı, avutucu simgeler şeklinde, Patriot Cafer için büyük önem taşır. Amacı üzüm yemekten çok anılara ulaştırıcı, (Elena’nın gözlerine, salkımsöğüdün de gene onun saçlarına... Kuyu köye, bahçeye, hatıralara…) simgeler olarak bakmaktır. O dekor ortamında yaşarkenki avunma halleri, okuyanda, duygu yoğunlukları yaratabilecek hüzünlü gülümseyişlere yol açar.
‘İstafiller oldu mu?’ diye soran Cafer Dayı üzümleri değil, onların çağrışım evrenlerindeki değerlere kavuşma özlemi içindedir aslında.


Patriyot Cafer’in hüzün ve özlem yüklü öyküsünün etkisini yoğun duygularla hissederken diğer öykülere merhaba diyoruz:

Hüzün fotoğrafları
Sıradan Bir Sonyaz Serabı
Bir Sığacık Güncesi
Bayan Su
Villa Selanik’te ‘Bir Özge Can’
Uzattığımız Zeytin Dalları / Uçurduğumuz Ak Güvercinler
Ben Şimdi Şiir Yazıyom
Hayata Neşe Güneştir
Bahtının Rüzgârında Bir Can
Vurungistalı Arnavut Rüstem
Ciftek Ali
Düşsel Hevesler Engininde Bir Gezinti
Galata Kulesi Gülümsüyor

14 öykünün bizleri çıkardığı yolculuğun silinmez anlamına ‘ Uzattığımız Zeytin Dalları / Uçurduğumuz Ak Güvercinler’ adlı öyküdeki Tahir Bey adlı karakterin şu satırlarıyla varıyoruz:

‘…Hiç unutamıyorum; doğu ufkundan sisli gök ağına kendini kaptırarak yavaş yavaş ilerleyen günün ilk aydınlıkları köyümüze düştüğü sıradaydı. Tarihimin, talihimin ve bu kapsamda yaşamış olduğum anlamların vefalı dekorunda öne çıkan hemen her şeye mıhlanmış gibiyim.

Ardımızdaki uğurlayıcı canları elbette boşlamadan, bakışlarım ister istemez evlere ve takılıyordu. Evlerin pencere camları hicran hüznü yansıtır gibi karartılıydı. O hüznün odak yerinde sanki göz bebelerini andırır bakışlardı nokta halindeki ıslak ışıltılar. Ve ayrıca duyumsuyordum ki, onlar, pencere camlarının şakaklarına inen, acılı billur damlalardı. O camlardan ışınlanarak yüreğime bir başka anlam daha kazınıyordu: Bu ışık kıpırtıları, belli ki çok şeyin bittiğinin anımsatıcısı, o bitişlerin hoyrat işaretiydi. Ya da sanki bir kimliği ifade eden gözlerin, sola sola bir aşamaya gelip ferini yitirerek sönmeye ramak kalmış can çekişi. Uzaklaştıkça o ışıltılar bir bir silinirken, köy köyler, yeni bir tarihte, yeni bir yaşama, bir yitiş sonrası yeni bir başlangıca geçişin soluğunu alıp veriyor gibiydi.’

Hayatın zorlu koşulları ve keskin dönemeçlerinde, birçoğumuzun kendi öyküsünü bilmeden tamamlamak zorunda kaldığı yaşamına sadece mübadil öyküleri olarak değil, her bir öyküde bize İnsan’ı anlatır yazar. Satır aralarında hepimizin özlediği yarınların, nasıl var kılınabileceğini büyük bir birikim ve ustalıkla sunar. Hayatı yeniden, derinden sorgulatma gücü ve uyandırdığı merak ile bir sonraki öyküye geçtiğimizde, az önce okuduğumuz öyküde tanııdığımız karakterlerin özlemi sarar içimizi. Okuyucuya her bir öykünün aslında bir sinema filmi doluluğunu yaşatan ‘ İstafiller Oldu mu?’ adlı öykü kitabı; yazarın bizlere gelecek günlerde aynı değerde nitelikli çalışmalarının müjdesini verir.
Okurda izlerinin silinmesinin mümkün olamayacağı sonsuz bir eser İstafiller Oldu mu?

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Anket-1

Bu Gün Seçim Olsa Hangi Parti Kazanır
 

Anket-2

Ankara'nın En Bakımlı Parkı Hangisi?
 

Gazete Küpürleri

Reklam
Reklam

Hava Durumu

41°
°F | °C
Mostly Cloudy
Humidity: 87%
Wed

43 | 60
6 | 15
Thu

44 | 69
6 | 20
Fri

40 | 58
4 | 14
Sat

40 | 53
4 | 11

Haber Dosyası-1

Atatürk İlköğretim Okulu

Atatürk, eğitim ile ilgili bir toplantı sırasında Ulus ve Anafartalar caddesinin olduğu bölgenin okul ihtiyacını karşılamak üzere; şu anda mevcut olan Atatürk İlköğretim Okulunun bulunduğu yere okul yapılması talimatını verir.

O zamanki yetkililer “ Şu anda bütçemizde ödeneğimiz yok. Okulu yapma işini bir dahaki seneye erteleyelim paşam “derler

Atatürk “ Hayır bu sene başlayacaksınız ve yapımı da en kısa sürede bitecek. Okulun masrafının yarısını da ben karşılayacağım “ der. Devamını oku...Bağlantısı  

Haber Dosyası-2

Domuz Gribi Nedir?

Domuz gribi nedir?
Domuz gribi, A (H1N1) tipi virüsten kaynaklanan, insanlarda hastalığa yol açan viral bir hastalıktır. Hastalık ilk kez Meksika ve ABD’de görülmüş ve daha sonra birçok ülkeye yayılmıştır.

Bu yeni H1N1 virüsü neden” domuz gribi olarak adlandırılmaktadır?
Bu virüse “ domuz gribi” denmesinin sebebi, domuzlar arasında görülen grip virüslerine çok benzediğinin gösterilmiş olmasıdır. Bu yeni virüs insan, domuz ve kuş virüslerinin bir karışımıdır.

Domuz gribi (A/H1N1) virüsü bulaşıcı mıdır?

Domuz gribi A(H1N1) virüsü bulaşıcıdır ve insandan insana geçmektedir.

Devamını oku...Bağlantısı  

Bu Rehber Firma ve İlan Sitesi

Reklam

Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı

Reklam

Ankara'nın sesi Facebook Hayran Sayfası

Ankara'nın Sesi on Facebook
JoomlaWatch Stats 1.2.9 by Matej Koval