Ankara'nın Sesi Sitesi Köşe Yazarları: - - Ufuk Özgül -
İNSANIN KENDİSİ İLE SINAVI
Her şeyden ve herkesten kendimi soyutladığım şatomda yalnızdım. Gecenin koyuluğu damarlarımda gezinen kanın koyuluğu ile aynıydı.
Beynimin dehlizlerinde sahip olduğum düşüncelerin hızı ve geçmişimle girdiğim derin muhakeme sonucu çıktığım içsel yolculuğun yalıyar kenarlarına beni ben getirmiştim.
Yağmurlar…
Şimşeğin her ışığında gömüldüğüm karanlık, ruhumun aydınlığı olmuştu.
Dolunay üzerine düşen bulut gölgeleri ile bir yarışta gibiydim.
Neredeydim, kimdim ne idim?
En çok kimindim?
Ne kadar gerekliydim?
Zamanın bir sahibi var mıydı?
Seçimlerimin ne kadarı benimdi?
Coşkularım, umutlarım, çabalarım...
İdeallerim?
Kimin hayatıydı yaşadığım?
Benim yerime hayatımı yaşayan kimdi?
Yalnızca bana mı aitti acılarım?
Bir bütünün parçası isem neden diğer parçalar ile eşit bir konumda değildim?
Küreselleşme nasıl bir kavramdı?
Doğurduğu sonuçların hezeyanları?
Kültürel evrimin önemi ne idi?
Sorulan soruların çelişkili yanıtlarındaki med-cezirler sonrası kıyıda kalanlar kimin hakkıydı?
Doğa kendisinden esirgenen özeni büyük bir direnç ile nasıl göğüslüyordu?
Sırrına erilemeyen her bir oluşum kendi gerçekliğini korurken, çözmek için gösterilen çaba sonuçsuz kalmaya mahkûm muydu?
Sonun başlangıcı mıydı bunca yaşanan?
Toplumsal çelişkilere uyulması istenilen zorunlulukların zehrini yudumlamaya koşullandırılmak…
Susmak…
Zaman içinde kendine yabancılaşmak…
Hissedilen mutluluktan suçluluk duymak…
Yağmur hızını arttırmıştı. Yalnızlığımın dallarına vuran ayaz, bir semender direncindeydi.
Dolunay’ın üzerine düşen bulut gölgeleri görünmez olmuş, yağmur dinmişti.
Sık ağaçlar ile örülü bir koruda yürüyüşe çıktım.
Kendimle susmalarımı seslendirmeliydim.
Yağmur sonrası duyumsanan toprak kokusunu derin derin çektim içime.
Yalnızlığımın şatosu ve yalıyar uzaklarda kalmıştı.
Sorulara yaslanmak…
Her sorunun cevabını sadece aramaya çalışmak üretimler adına bir zaman kaybıydı.
“İnsan olmak güçtür” demişti Max Scheler.*
‘’Max Scheler kurucusu Husserl olan Görüngübilim (fenomenoloji) akımının başta gelen adlarından biri ve ilk uygulayıcısı. Görüngübilim bir yöntemdir aslında; kısaca, görüngünün, yâni doğrudan doğruya kendini gösterenin, verilmiş olanın betimlenmesidir. Konusu da öz’dür, bu da görüngülerin (fenomenlerin) ancak akılla erişilebilen soyut kavramlarıyla (ide’lerle) ilgili içeriğidir. Bu içerik de ancak görüleme ile kavranılır: özü görüleme. Böylece bu felsefe özün varlığını da, bir öz bilgisinin olanağını da kabul etmeyen 19. yüzyıl felsefesi ile karşıtlık içindedir.
Bütün felsefe tarihi boyunca insan üzerine çok şey söylendiği halde, insan dediğimiz şeyin nasıl bir şey olduğunu pek az biliyoruz. Sheler’e göre. Doğa bilimi bakımından insan uyma yeteneğini ve içgüdülerini yitirmiş, organları geri kalmış bir hayvan olarak görülebilir. İnsanda bir tür gelişmesi olacak şey değildir. “Biyolojik anlamda bir üstinsan bir masaldır.” İnsanın en değişmez kalan bir hayvan türü olduğunu biyoloji saptamıştır. Öyleyse şöyle bir şey sorulabilir, Scheler’e göre: Bu doğal insan doğada bir “çıkmaz sokak” değil midir?
Ancak, Scheler’e göre, vital-varlık olarak doğanın bir “çıkmaz sokağı”, aynı zamanda bu sokağın sonu olan insan, olanaklı bir tin varlığı olarak, bu çıkmaz sokaktan başka bir şeydir de, insan aynı zamanda bu çıkmaz sokağın aydınlık bir çıkış-yoludur; varolanın kendi kendisini bilmeye, kavramaya, anlamaya ve kurtarmaya başladığı bir varlıktır. Öyleyse insan hem bir “çıkmaz sokak”tır, hem de bir “çıkış, yolu”.
Scheler’e göre insanı insan yapan ilke uzun bir tarih boyunca kabul edildiği gibi yalnızca akıl değil, daha geniş, daha kuşatıcı olduğunu söylediği tindir (Geist). Tin akıl kavramını da içine alır, ama bunun yanında ide’lerle düşünmeyi, yâni soyutlayarak düşünmeyi, belli bir görüş tarzını, özlere yönelen görüşü, ayrıca emotional edimleri (akt) de, sevgiyi de içine alan bir şey. Kişinin asıl özü sevgidir. Kişi, tinin ortaya çıktığı bir edim merkezidir. Böylece kişi, en kısa tanımıyla, tinsel bir edim merkezidir.
Scheler çok yönlü bir insan. Psikoloji, sosyoloji, metafizik, ahlâk, ontoloji alanındaki çalışmaları hep insanı anlamak, insanın evrendeki yerini bulmak, insanın oluşmasını sağlamak için neler yapılması gerektiğini araştırmak amacını güderler.
İnsan-olma nasıl gerçekleşecek? Bütün insanları sözcüğün tam anlamında kişi olarak görmez Scheler. İnsan görünüşlü olmak başka, insan olmak başka şeydir, ona göre. Kişi olabilmek için yalnızca insan görünüşlü olmanın, insan türünün herhangi bir bireyi, bir nüshası (exemplar) olmanın yetmeyeceğini, insanda belli bir takım niteliklerin de bulunması gerektiğini söyler.
Kişi olabilmenin özelliklerini dört noktada toplar:
1. Normal olmak,
2. Ergin olmak,
3. Kendisi ve bedeni üzerinde egemen olmak,
4. Sorumluluk.
Kişinin en önemli özelliğinden biri “sorumluluk”tur. Sorumluluğun bulunmadığı yerde kişi ortadan kalkar. Kişi eylemlerinden, hem kişisel, hem toplumsal eylemlerinden sorumludur.
Böylece Scheler insan kavramında iki anlam ayırıyor:
1. Omurgalılar arasında bir hayvan türü olarak kabul edilen insan.
2. İnsana evren içinde özel bir yer vererek onu hayvanlardan ayıran kavram. Bu anlamda insan, kişi olarak ortaya çıkan tinsel-dirimsel bir varlıktır.
İnsan-olma da kendisi üzerinde, doğa üzerinde, Tanrı üzerinde bilincin başladığı yerde başlar. Biyolojik yönüyle değişmez kalan insan, bu nitelikleriyle artık bir gelişme içindedir, bir sürece yönelmiştir. Öyleyse doğal varlık için insan-olma bir ödevdir, bir erektir. İnsan-olma öyleyse tarihsel insanda başlar. Bir çeşit kendini gerçekleştirirken, kendini Tanrılaştırmadır. İnsan-olma Tanrının niteliklerini kendinde gerçekleştirmedir.
İnsanın tarihi ile Tanrılığın oluşu iç içe örülmüştür. İnsanlaşma ile Tanrılaşma, tarihin gelişmesi içinde yan yana gider.
İnsan ne olacağına karar verebilen bir varlıktır. İnsan için ideâl olarak da Scheler, “tam-insan” koyuyor. Bu tam-insan ülküsünü koyarken işte bu insanı, tarihsel insanı göz önünde tutmuştur.
Salt anlamında tam-insan, özünün bütün olanaklarını içinde taşıyan insandır. Scheler’in tam-insanını Nietzsche’nin üst-insanından ayıran da budur. Nietzsche insanın aşılması gerektiğine inanıyordu, çünkü o insanı Darwin’den gelen öğretiye bağlanarak hayvan türünün bir son halkası olarak kabul ediyordu.
Ancak Scheler gerçek anlamda bir tam-insanı bize yakın bulmuyor, bu tam-insan bize Tanrı kadar uzaktır. “İnsan olmak güçtür” der Scheler.
Sonsuz sayıda gelişmeleri içinde taşıyan insanlığın kendi yolunu çizmesi de kendi elindedir. Tek insanın kendine bir biçim vermesi az çok kendi elinde olduğu gibi, insanlık da kendi özüne uygun yolu bulabilir, bulmalıdır da.
İnsanda tin ve yaşam ilkeleri arasındaki denkleşme ile birlikte aynı derecede önemli bir başka denkleşme de, Scheler’e göre, insanlıkta kadınlığın ve erkekliğin denkleşmesidir. Zamanımızda kadının değeri ve egemenliği gittikçe artmaktadır. Eski Toprak-Ana-Tanrıçaları kültünün çöküşünden beri Batı düşüncesi hep tek yanlı olarak erkekçe gelişmiş ve mantıkla ilgili bir şekil almıştır, hâttâ duygu ve görülerde bile hep erkeğin açısı egemen olmuştur. Etimolojik bakımından da “insan” sözcüğü bir çok dilde “erkek” sözcüğünden çıkar. İşte şimdi kadının yeni bir anlam kazanması hareketi sürecin tümünün zorunlu bir parçasıdır ancak. Bu hareket de tek yanlı olarak her şeyi erkeğin değerlerine göre ölçen insanı, tam-insan doğrultusuna götürecektir.’’
* Nisan 2001-Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü
Kaynakça: Max Scheler’de İnsan-Olma ve Bir İnsanlık Tasarımı
Değişen Dünya Değişen Değerler -Bedia Akarsu
İnkılap Kitabevi -2006
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Anket-1
Anket-2
Foruma Son Yazılanlar
Hakkari'de mayın patladı: 1 şehit
admin 8.3.2010 23:42
6#98" rel="follow">Başkent’te Ulaşım Kaosu…
admin 8.3.2010 12:55
Cep'ten konuşan onlarca Amerikalı borsacı kanser
admin 8.3.2010 12:02
Devlet baba hayat kadınına el uzattı
admin 7.3.2010 11:27
Ankara Emniyet Müdürlüğü Asayiş Bülteni 05-03-2010
admin 6.3.2010 19:57
Hava Durumu




Haber Dosyası-1
Çankaya belediyesi bizi kandırıyor mu?

Sevgili Ankara’nın sesi takipçileri…
Bugün akşam saatlerinde evimin camında bakarken sokağımızın buzlandığını gördüm. Hemen az ileride Çankaya belediyesine ait tuzlama ve kar küreme aracının herhangi bir kar yağışı ve buzlanmaya anında müdahale etmek için park etmiş olduğunu fark ettim.
Haber Dosyası-2
Domuz Gribi Nedir?
Domuz gribi nedir?
Domuz gribi, A (H1N1) tipi virüsten kaynaklanan, insanlarda hastalığa yol açan viral bir hastalıktır. Hastalık ilk kez Meksika ve ABD’de görülmüş ve daha sonra birçok ülkeye yayılmıştır.
Bu yeni H1N1 virüsü neden” domuz gribi olarak adlandırılmaktadır?
Bu virüse “ domuz gribi” denmesinin sebebi, domuzlar arasında görülen grip virüslerine çok benzediğinin gösterilmiş olmasıdır. Bu yeni virüs insan, domuz ve kuş virüslerinin bir karışımıdır.
Domuz gribi (A/H1N1) virüsü bulaşıcı mıdır?
Domuz gribi A(H1N1) virüsü bulaşıcıdır ve insandan insana geçmektedir.
Devamını oku...Bağlantısı










