Gizem KARADAĞ/ANKARA, – ENFEKSİYON Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Bayındır, hantavirüsün özellikle kemirgenlerin idrar, dışkı ve salyasıyla kirlenmiş ortamların solunmasıyla bulaştığını söyleyerek, yaz aylarında kırsal alan kullanımı ve kapalı alan temaslarının artmasıyla riskin yükselebileceği uyarısında bulundu. Prof. Dr. Bayındır, “Grip benzeri belirtilerle başlayabilen bu hastalık bazı vakalarda ağır akciğer ve böbrek yetmezliğine yol açabilir. Özellikle riskli temas öyküsü bulunan kişilerde ateş ve solunum şikâyetleri hafife alınmamalıdır” dedi.
Güven Hastanesi Başhekimi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Bayındır, hantavirüsün yeni bir virüs olmadığını ancak son dönemde dünya genelindeki vakalar nedeniyle yeniden gündeme geldiğini belirtti. Bayındır, özellikle fare ve diğer kemirgenler aracılığıyla bulaşan bu enfeksiyonun bazı hastalarda ağır seyredebildiğini söyleyerek, “Hantavirüs çoğunlukla kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyasıyla kirlenmiş ortamların solunmasıyla bulaşır. Özellikle depo, ahır, bağ evi, yayla evi gibi uzun süre kapalı kalmış alanlarda risk artabilir. Virüs, havaya karışan partiküller aracılığıyla solunum yoluyla alınabilir. İnsandan insana bulaş ise oldukça nadir görülür ve bugüne kadar yalnızca bazı özel hantavirüs türlerinde sınırlı sayıda bildirilmiştir” diye konuştu.
‘BELİRTİLER GRİP İLE KARIŞTIRILABİLİYOR’
Hastalığın ilk belirtilerinin çoğu zaman grip veya üst solunum yolu enfeksiyonu ile karıştırılabildiğini ifade eden Prof. Dr. Bayındır, erken dönemde görülen semptomların dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Yüksek ateş, yoğun halsizlik, kas ve sırt ağrıları, baş ağrısı, mide bulantısı ve kusma gibi belirtiler görülebilir. İlk günlerde basit bir viral enfeksiyon gibi başlayabilen tablo, bazı hastalarda kısa sürede ağırlaşabilir. Özellikle nefes darlığı gelişmesi önemli bir uyarı işaretidir. Ancak, tanı koymak için hastalığın belirtileri kadar, belki daha önemli konu bu hastalık için epidemiyolojik öyküdür. Yani hastaların kemirgenlere veya onların idrar, dışkı ve salyasına maruziyetlerinin sorgulanması gereklidir. Hantavirüsün bazı türlerinde akciğerler, kalp ve böbrekler ciddi şekilde etkilenebilir. Özellikle ani gelişen solunum sıkıntısı, idrar çıkışında azalma ve kanlı idrar önemsenmelidir. Bazı vakalarda akciğerlerde yoğun sıvı birikimi gelişebilir ve hasta kısa sürede yoğun bakım ihtiyacı duyabilir. Bunun yanında böbrek fonksiyonlarında bozulma, idrar miktarında azalma ve tansiyon problemleri de görülebilir. Yine bazı hastalarda ise akut böbrek hasarı gelişebilir. İdrar volümünde azalma, idrarda protein ve kan hücreleri görülebilir. Özellikle riskli temas öyküsü bulunan kişilerde ateş ve solunum şikâyetleri hafife alınmamalıdır” dedi.
‘YAZ AYLARINDA RİSK ARTABİLİYOR’
Yaz mevsiminde doğa aktiviteleri, kampçılık ve kırsal alan kullanımının artmasının hantavirüs açısından riski yükseltebildiğini belirten Prof. Dr. Bayındır, şunları söyledi: “Uzun süre kullanılmamış alanlar temizlenmeden önce mutlaka havalandırılmalı. Toz kaldıracak şekilde süpürme yapılmamalı. Kemirgen teması riski bulunan alanlarda maske ve eldiven kullanımı teşvik edilmelidir. Hantavirüs vakaları nadir görülse de ağır akciğer ve böbrek yetersizliği tablolarına yol açabiliyor. Özellikle yaz döneminde kırsal alanlarda geçirilen zaman boyunca hijyen ve koruyucu önlemlerin ihmal edilmemesi gerekiyor. Hantavirüs 900’lü yıllardan beri bilinmekte olup salgınlara da neden olmuştur. Örneğin Kore Savaşı sırasında 1951-1953 yılları arasında 2 binden fazla Birleşmiş Milletler askerin hastalanmasına ve yaklaşık yüzde 5’inin ölümüne neden olmuştur. Ayrıca insandan insana bulaşma teorik olarak yok kabul edilmekte veya bazı virüs türlerinden nadiren bulaş olasılığı bilinmektedir. Bu nedenle yakın dönemde yaşadığımız pandemi olasılığı mümkün gözükmemekle birlikte, gerekli koruyucu önlemlerin alınması ve hastalığın küresel izlemi önem arz etmektedir.”

