Hayalinin neresindesin?

İlk ne zaman elime defteri -namıdiğer “hatıra defteri” - alıp hayallerimi, kızgınlıklarımı, kırgınlıklarımı, umutlarımı, aşklarımı, hüzünlerimi, gülüşlerimi, heyecanlarımı ve daha sayamadığım bir çok duyguyu yazmaya başladım hatırlayamıyorum. Ama ne zaman şöyle bir zamanda geriye gidip zihnimi kurcalamaya başlasam aklıma ilk gelen şey ilkokulda öğretmenimin: 

-Büyüyünce ne olacaksın? sorusuna -o yaşlardaki çocuğun bunu bilmesi biraz manidar olsa da- :

-“Arkeolog olmak istiyorum” cevabımdır. 

Acaba ben ne izlemiştim, kimi izlemiştim, neyin etkisinde kalmıştım da arkeolog olmak istemiştim. Çocukluğumda dinlediğim hikayelerin birinden, duyduğum sözlerden, izlediğim bir filmden, okuduğum bir kitaptan mı? 

Neydi, kimdi bu beni arkeolog olma isteğine kaptıran. İnanın hiç hatırlamıyorum. 

Tabi bu isteğim herkesinki gibi zaman içinde evrildi çevrildi ve çok farklı bir hayale dönüştü. Hayallerimde kimi zaman bir polis oldum, kimi zaman mutlu bir aileye sahip bir anne, kimi zaman bir ingilizce öğretmeni, kimi zamansa başarılı bir arkeolog tıpkı Arif Müfid Mansel gibi...

İlkokulda İngilizce dersleri almaya başlayınca yeni bir dünya’nın kapıları açıldı sanki, yeni bir hayale yelken açtım. Evet evet ingilizce öğretmeni olmalıydım ben. Herkesi anlayabilmeli, herkese anlatabilmeliydim, tanımalı tanıtmalıydım kendimi. Bu hayal artık bir tutkuya dönüşmüştü bende. Hatta hiç unutmuyorum çocukluk arkadaşımla yanımızdan tanımadığımız bir yabancı geçtiği zaman sanki ağzımızdan ingilizce Kelimeler dökülüveriyormuş gibi bizim bile anlamadığımız kendimizce “ingilizce” olan dilde birşeyler saçmalardık. Kendimizi buna öyle inandırmışız ki, tüm insanların bizim ingilizce konuştuğumuzu düşündüğünü zannedecek kadar.. 

İngilizce tutkum bir sevdaya dönüştü sonunda, ulaşılmaz birşey haline geldi benim küçük dünya’mda. Hayat farklı kapılar açtı ve artık ben bir üniversiteliydim. Uzun soluklu ingilizce öğretmeni olma sevdamdan yeni bir hayale geçivermiştim istemeden. Şunu söylemeliyim ki çoktan seçmeli hayallerimden hiçbirisi olmadım, olamadım ama yine de geçmişimden çok kopamadığım ortada. Şimdi karşınızda bir arkeolog,bir ingilizce öğretmeni ya da bir polis olmasa da bir sanat tarihçisi var. 

Elbette sanat tarihçisi olma yolunda dirsek çürüttüğüm yıllarda yeni bir hayale çoktaaan kaptırıvermiştim kendimi. Şimdi daha büyük, daha çok emek ve özveri isteyen bir hayal vardı gözlerimin önünde. Benim için bir idol olan, kitaplarını zevkle okuduğum, videolarını hayranlıkla izlediğim ve Ankara’daki bir eğitimine katılarak yüz yüze tanışma fırsatı bulduğum çok değerli hocam Ahmet Şerif İzgören’in Avucunuzdaki Kelebek kitabında: “Eğer hayalleriniz tombulsa hedef olurlar” yazıyordu. Galiba benim hayallerimde tombul olma yolunda ilerliyordu. Geçmişteki hayallerimde ufak oynamalar yaparak hedefe çevirdim onları. İngilizce öğrenme hayalimi cepte tuttum ve sanat tarihiyle birleştirdim. Ben artık gerçekten ingilizce konuşabilen, yer altı olmasa da yer üstü sanat eserlerini inceleyen, herkesle konuşup, herkese birşeyleri anlatabilen ve tanıtabilen bir turizm rehberi olmalıydım. Ülkeleri gezmeli, dört yıl boyunca derslerde gördüğüm tüm yapıları yakından görmeliydim. Elbette kolay değildi öncelikle sağlam bir maddiyat gerekliydi, ekonomik özgürlüğüm olmalıydı, aileme yük olmadan hayalime kavuşmalıydım. Evet benim de çevremde hayallerimin boş olduğunu, gereksiz olduğunu söyleyen insanlar vardı. Etkilenmemeliydim, hedefime odaklanmalıydım, zordu ama yapabilirdim. Ahmet hocamın en sevdiğim sözlerinden birini hep gülümseyerek hatırladım ve çoğu zaman beynimdeki o negatif sesleri engelleyebildim. “Siz inanıyorsanız tamamdır. Çünkü inanç görünmeyene inanmaktır. Görünmeyene inanırsanız başkalarının görmediklerini görürsünüz. “ diyordu. 

Artık hayallerimi gerçekleştirmeli ve bunun için bişeyler yapmalıydım, başlamalıydım biryerden. Kimsenin görmediğini ben görebilmeliydim. Yazmayı severdim çocukluğumdan beri, özellikle herkes odasına çekildiği zaman yakardım mumlarımı ve alırdım kalemi elime umutla. Bunu bilen ablam bana yeni bir anı defteri hediye etti. Artık net bir hayalim olduğu için sıfırdan başlamak istiyordum. Daha önce yaptığım bir İsveç seyahatinde bir kalem almıştım. Yeni defterime gitmek istediğim yerlere ait bir kalemle yazmamın uğur getireceğine inandım. Ve başladım yazmaya, her sayfayı daha büyük bir inançla doldurdum. Sanki önümde bir seyahat planı varmış onu bekliyormuşum gibi. Ama nasıl başlayacağımı bilememekle birlikte her boş zamanımda ne yapmalıyım, nereden başlamalıyım sorularıma cevap aradım. Bir gün karşıma Albert Einstein’ın “Hayal gücü bilgiden daha önemlidir” sözü çıktı ve beni harekete geçiren etken oldu. Hiçbir şey bilmeme gerek yoktu sadece hayal kurmaya ve yazmaya devam etmeliydim. Hedefim netti, bir gün bütün dünya’yı gezecek ve gezdirecektim. Emekli bir memur kızı olduğum için ailemden çok destek bekleyemezdim. Atanmak gibi bir amacım da yoktu. O yüzden kısa zamanda para kazanmalı hayallerime bir adım daha yaklaşmalıydım. Hiç bir iş ayırt etmeden duyduğum, gördüğüm heryere başvurdum. Sonunda bir AVM’de hayatım boyunca yapacağımı düşünmediğim bir işe başladım. Bunun ucunda dünya vardı, işin ne olduğuna değil hedefime ne kadar yaklaşacağıma odaklanmalıydım. Bir süre çalıştıktan sonra artık başlamak için hazırdım. İtalya beni bekliyordu. Heyecanla hazırlıklarımı tamamladım ve dış hatların yolunu tuttum. 

Roma’ ya indiğimde içimde kelebekler uçuşuyordu, gökyüzüne baktım ve buradaydım işte, gözümde yıllarca büyüttüğüm, kafa yorduğum bir hayale ulaşmıştım, başarmıştım çünkü emek vermiştim. İki aylık küçük bir serüvenden sonra hayalimin ya da hayallerimin gerçekleşebileceği umudu sardı içimi ve daha kuvvetli sarıldım hayallerime. Daha gitmem gereken, görmem gereken çok ülke, tanımam gereken çok millet ve öğrenmem gereken çok kültür vardı. Şimdi gözlerimi kapatıp düşündüğümde ilk aklıma gelen hayallerimi ne kadar gerçekleştirebildiğimdir. Evet evet yürüyorum, ilerliyorum, gerçekleştiriyorum bir bir... Sen de hayallerinden korkma, büyüt büyütebildiğin kadar, değiştir değiştirebildiğin kadar. 

Şimdi geçmişimi şöyle bir gözden geçiriyorum da ben amma hayalperestmişim.. Peki ya sen?

Merve Karaarslan

YORUM EKLE
YORUMLAR
Nuray Gündoğdu
Nuray Gündoğdu - 3 ay Önce

Teyzecim! Yüreğine, kalemine sağlık! Duyguları bu kadar güzel dile getirebilmek, böylesine akıcı ve okuyanda bir daha ki sefere ne yazacak merakını uyandıran bir kaleme sahip olmak ve bunu ilk deneyiminde başarmak! Gurur duyuyorum seninle! Hayallerin hedefin olsun, hep tombul olsun! Sevgilerimle!

Merve Karaarslan
Merve Karaarslan @Nuray Gündoğdu - 3 ay Önce

Bu yüreği beni her zaman, her koşulda, her düşüncemde destekleyen aileme ve sana borçluyum. İyi ki varsın canım teyzem ♥️

Hamide Zeren
Hamide Zeren - 3 ay Önce

En zor şey insanın hissettiklerini yaşadıklarini yazması bence. Siz zoru başarmışsınız.

Merve Karaarslan
Merve Karaarslan @Hamide Zeren - 3 ay Önce

Mektuplaşmayı ölümsüzleştirdiğimiz bir arkadaşım sayesinde zoru başarmak kolaylaştı ☺️

Elif Çayıroğlu
Elif Çayıroğlu - 3 ay Önce

Hedefin ne boyuttaysa ömrün de o boyutta olduğuna inanırım ben, hedeflerin öyle uzun olsun ki her adımında yeni bir hayali düşleyebildiğin upuzun bir hayat sür canım kardeşim.

Merve Karaarslan
Merve Karaarslan @Elif Çayıroğlu - 3 ay Önce

O uzun yolda yanımda sizi görmek en büyük desteğim canım ablacım ♥️