KADINLAR ÜZERİNE

Bugün bir arkadaşımın sayfasında bir paylaşım gördüm kadınlar ve estetikle ilgili... 
Benzer konuda en son bir akrabamla şahsıma yönelik ‘sen beni kıskanıyorsun’ ithamına kadar varan sevimsiz bir tartışmanın fitilini ateşleyen gözlemlerim zinciri geliverdi aklıma ve ben de bu konuda bir şeyler söylemek istedim.
Ajda Pekkan gibi bir -gerçek-  aramızdaki varlığını ‘taş’ gibi sürdürdüğüne göre estetikten güncel ve yeni bir mevzuymuş gibi bahsetmek pek anlamlı olmaz. Yalnız estetik kavramı içinde evrilmiş yeni bir şey var ki o da ‘prototipleşen estetik’.
Eskiden -bir- yerini beğenmeyen gidip o -bir- yerini değiştirip yine kendi olarak hayatına devam ediyordu. Mesela; zaten nefes alma sorunları olan, burnunun yüzüne yakışmadığını - fazla büyük olduğunu düşünen (ki burun büyükse zaten kuvvetle muhtemel sağa ya da sola bir deviye ve buna eşlik eden bir solunum sıkıntısı vardır) ya da bir yerinde yara, yanık izi, doğum lekesi ya da dikkat çekecek büyüklükte beni olan, doğuştan yarık dudak - yarık damak burunda kıkırdak doku eksikliği, tembel göz kasları ya da düşük göz kapağı vb sağlıkla paralel estetik sorunları vardı insanların ve gücü yeten bunları halletmeye çalışıyordu. Ve hiç kimse geçirdiği operasyonlar sonrası birbirine benzemiyordu. 
En fazla biraz daha güzelleşiyor ya da değişiyordu...
Ama şimdi insanlar, herhangi bir sağlık endişeleri bulunmaksızın, belki de artık bu operasyonların çok daha kolay ulaşılabilir olmasından mütevellit, her canları istediğinde soluğu kliniklerde alıyorlar. Ve bence asıl sıkıntı şu ki herkes birbirine - birine benzeyemeyen de ucubeye benziyor bu işlemler sonrasında. 
Sokağa bi çıkıyorum herkesin kirpikleri Belgin Doruk’tan miras, normal kirpiklerini rimelle belirginleştirendense ipek kirpik, kirpik perması vb işlemlere koşanlar daha fazla...
Kalıcı makyajla bir parmak olmuş, ucu da alna doğru yola çıkmış -doğal görünümlü- kalın kaşlar, dudaklar desen herkesin dolgun, gücü yeten doldurup dolgunlaştırıyor, yetmeyen kalıcı makyajla bordürletip içini bol bol boyuyor ona da gücü yetmeyen hacamat yaptırır gibi kupa çektiriyor, avurtlar çıkık, çok afedersiniz göğüslerde gücü yeten pahalı silikondan montaj - gücü yetmeyen çamaşır içine ucuz silikondan montaj aynı şey başka şeylere de uyarlanıyor edebim el vermiyor detayına giremeyeceğim, herkesin ışıl ışıl manikürlü tırnakları var, ama herkes parmakları yanmış gibi bir yerlere dokunmaktan imtina ediyor çünkü bir fermuar için az zorlasalar o takma tırnaklar çıt diye çıkıveriyor... 
Beline korseden tutun kaşlarını iple kalkıklaştırmaya, ten rengi açmadan tutun göz kapaklarını aldırmaya, karın gerdirmeye çatlak sildirmeye her türlü boya kaporta rektefiyeye ulaşmak mümkün. 
Herkes çok güzel olduğunu sanıyor ama hepsi birbirine tıpatıp benziyor.
Özgünlük diye bişey yok işin garibi o kadar müdahaleden sonra yüz kasları da işlevini kaybediyor jestler mimikler oynuyor kimse kendine benzemiyor. 
Memleketçek koca bir kedicik bahçesi olma yolunda hızla ilerliyoruz. 
İşin daha da vahimi kızlarımız tüm bu estetik kaygıları cevaplandırdığında dünya ile işlerinin bittiğini varsayıyorlar.
Kitap okuyan, spor yapan, herhangi bir sanat dalıyla uğraşanı pek az bu kafile arasında. 
Tek bir kaygı var: Güzel olmak.
Ama kendini kaybetmeden kendine yarasır biçimde güzel olmak değil; onların istediği şekilde onların dikte ettiği şekilde, onların işte böyle dediği şekilde güzel olmak!
Peki kim bu ‘onlar’?
Dünya üzerindeki en büyük kadın istismarı şebekesi! 
Kapitalist baronlar!
Panolar, bilboardlar, reklamlar, afişler, vitrinler!
Kadının bedenini, kadının emeğini, kadının aklını ve kabiliyetini daha da önemlisi yaratılıştan verilmiş kadın izzet ve şerefini hiçe sayan baronlar!
Araba lastiği mi satacaksın koy seksi kadını...
Bilmem hangi dağın başında daire mi satacaksın daya afişlere seksi kadını...
Üç kuruşluk dondurma mı satacaksın at reklama seksi kadını...
Parfüm sat, çamaşır sat, makine sat, deterjan sat, kozmetik sat, mücevher sat, müzik sat, gıda sat, sat sat sat sat, tüket, hep tüket ama sakın üretme! Üretime dahil olma! Üretimin değil, pazarlama ve tüketimin bir parçası ol! Aklını zinhar kullanma, sömürt kendini! Kullandırt! Ruhun bile duymasın... 
Bunu defalarca söyledim, sesimi duyurana kadar da söylemeye devam edeceğim!
Kadın bedeninin teşhiri üzerinden pazarlama stratejisi geliştiren şirketler, tüm reklam ve tanıtımlarında kadın beden ve zerafetini kullanan firmalar bunu yapmaktan vazgeçmedik ya da vazgeçirilmedikçe kadın istismarı bi-te-mez! Gerek devlet eliyle gerekse sosyal mobilizasyonlarla kadınlar bir tanıtım aracı olmaktan kurtarılmalıdır!
Ürünü iyi olan ille de satacaksa gitsin kendine başka bir pazarlama aracı bulsun ama kadın kullanmasın! 
Artık sokaklarda televizyonlarda haber sitelerinde fıldır fıldır kadın görselleri görmek istemiyoruz!
Kadın, şerefli kıymetli bir insandır, nesne değil! 
Tüm bu kullanılmışlıklara bir son verecek düzenlemelerin yapılması için dilerim hem STK’lar, kadın örgütleri hem de Aile Bakanlığımız gerekli adımları atarlar...  
Tüm önerilerim sağlıklı bir ortak geleceğe kavuşabilmek adına - çocuklarımızın ülkemize yapay güzellikten daha önemli şeyler vadedebilmesi ,daha hayırlı işlere imza atabilmesi içindir.
Sürç-i lisan edip kırıp incittiysek affola... 
Merve ÇAKIR GÖK

YORUM EKLE