Tripolis’teki mozaikli villanın 4 odası daha gün yüzüne çıkarılacak

2012 yılından bu yana kazı çalışmalarının devam ettiği Denizli’nin Buldan ilçesindeki Tripolis Antik Kenti’nde, 2013 yılında mozaikli villa üzerinde ortaya çıkarılan 8 odanın ardından geriye kalan odaların da gün yüzüne çıkarılması için gerekli çalışmalar devam ediyor.

Tripolis’teki mozaikli villanın 4 odası daha gün yüzüne çıkarılacak

2012 yılından bu yana kazı çalışmalarının devam ettiği Denizli’nin Buldan ilçesindeki Tripolis Antik Kenti’nde, 2013 yılında mozaikli villa üzerinde ortaya çıkarılan 8 odanın ardından geriye kalan odaların da gün yüzüne çıkarılması için gerekli çalışmalar devam ediyor.

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkan Yardımcısı, PAÜ Arkeoloji Enstitüsü Müdür Yardımcısı ve Tripolis Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Bahadır Duman, 2015 yılından itibaren başkanlığını yürüttüğü Tripolis Antik Kenti kazı çalışmalarının 2012’den 2018 yılları arasında ekip olarak, 6 ay restorasyon kalan 6 ay ise kazı çalışmaları olmak üzere aralıksız sürdüğünü belirtti. Bu tür kazı çalışmalarının maddi ve zaman kaygısı gözetmeksizin 350-400 yıl içinde tamamlanabilecek kazılar olduğunu hatırlatan Duman, antik kentler, başta arkeologlar olmak üzere epigraf, mimar, restoratör, biyolog, jeolog ve antropolog gibi birçok bilim insanına araştırma merkezi olarak çalışma fırsatı sunduğunu dile getirdi. Doç. Dr. Dumani Vali Hasan Karahan ve Rektör Prof. Dr. Hüseyin Bağ’ın kazı çalışmalarına verdiği destek ve katkılar ile hızlı bir yol alındığını anımsattı.

"VİLLANIN TRİPOLİSİN VARLIKLI AİLELERİNDEN BİRİNE AİT OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ"

2013 yılında, mozaikli bir villa üzerinde çalışmalarını sürdürdüklerini ve 4 odasının daha ortaya çıkarılması için çalışmaların hızla devam ettiğini aktaran Duman, "Bu çalışmalar esnasında bir Roma Dönemi’ne ait metropol kentlerinde olması gereken hemen hemen her yapıya ulaştık. Tripolis Antik Kenti’nin yaklaşık 8 bin 500 kişilik tiyatrosu, 20 bin kişilik bir stadyumu var. Bunlar haricinde şu ana kadar tespit ettiğimiz, 2 büyük kamusal hamam, 2 agora, şehir meclisi, kiliseler, cadde ve sokaklar, sivil mimariye ait konutlardan oluşmakta. 2018 yılındaki çalışmamız ise daha çok konut alanında yürütülmektedir. 2013 yılında, mozaikli bir villa üzerinde çalışmalarımızı sürdürdük. 8 odasını ortaya çıkarttığımız bu villada, sezon içerisinde diğer odaları da yaptığımız çalışmalarla ortaya çıkartmaya çalışacağız. Konut mimarisi deyince, bizim şuan daha çok çalıştığımız alan Tripolisin varlıklı ailelerinden birine ait olduğunu düşünüyoruz. Bunu da kazı çalışmalarını yaptığımız evlerin zeminindeki bitkisel ve geometrik mozaik döşemelerden anlamaktayız. Rengarenk taşların bir araya getirildiği zeminde, bahsettiğim süslemeler yapılmış ve yine aynı zamanda bu odaların ya da mekanların cephe duvarları renkli fresklerle bezenmiş. Bu anlamda da Tripolis’te yaşamış ünlü bir yönetici veya tüccar bir kişiye ait olduğunu tahmin etmekteyiz" dedi.

"İLK YERLEŞİM İZLERİ M.Ö 5500 CİVARINDAN BAŞLIYOR"

Denizli sınırları içerisinde 20’ye yakın antik yerleşimin mevcut olduğunu belirten Duman, bunlardan bir kısmının Beycesultan Höyük gibi erken dönemlere ait bir kısmının da Laodikeia ve Hierapolis gibi en güçlü dönemini Roma Dönemi’nde yaşamış ve Tripolis’in de kazı araştırma geçmişi en yeni kent olarak Denizli’deki antik kentler arasında yerini aldığını söyledi. Duman, Tripolis Antik Kenti ile ilgili açıklamalarına şöyle devam etti:

"Daha çok kuzeybatı Anadolu’dan gelip Anadolu’nun içlerine giden ticaret hattının üzerinde olup, Büyük Menderes Nehri’nin hemen kenarında yer almakta ve önemli ölçüde tarım arazilerine sahip olan bir antik kenttir. 18. ve 19. yüzyılda kente gelen Avrupalı seyyahların kentin çeşitli yerlerindeki Latince ve Grekçe metinleri kayıt altına aldıkları bilinmektedir. Bu metinlerin birinde Tripolisli senatör Hermolaos ait bir heykel kaidesindeki yazıtta, Tripolis’in evlerinin ünlü olduğunu ve görenlerde hayranlık uyandırdığından bahsetmektedir. Tripolis’te yaptığımız çalışmaların sonucunda buradaki ilk yerleşim izlerinin M.Ö 5500 civarından başlayarak M.S 13.yy’a kadar belli aralıklar haricinde kesintisiz olarak devam ettiği tespit edildi. Büyük Menderes Nehri’nin suladığı verimli tarım arazileri ve ılıman iklim Tripolis’in uzun süreler yaşamak için neden tercih edildiğini de açıkça ortaya koymaktadır. Yapıların deprem ve erozyon gibi doğal afetlere maruz kalması ile zamanla toprak altında kalan kent kazı çalışmaları ile oldukça sağlam bir şekilde açığa çıkmaktadır. Çeşitli kurum ve kuruluşların destekleri bundan önce olduğu gibi aynı şekilde devam ederse birkaç yıl içerisinde Tripolissadece Denizli’nin değil ülkemiz turizmi içinde çok önemli bir destinasyon merkezi haline gelecektir."

(Gökten Ceylan/İHA)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER
timbir - birlik haber ajansi