"İnanmayan gitsin saysın"

Başbakan Binali Yıldırım, "16 yılda 4 milyar 39 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Bazıları, ‘bu kadar fidan dikilmemiştir’ diyor. İnanmayan gitsin saysın" dedi.

"İnanmayan gitsin saysın"

Başbakan Binali Yıldırım, "16 yılda 4 milyar 39 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Bazıları, ‘bu kadar fidan dikilmemiştir’ diyor. İnanmayan gitsin saysın" dedi.

Başbakan Yıldırım, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezinde düzenlenen "Milletimizle Birlikte Daha Yeşil Türkiye Buluşması" programında konuştu. Konuşmasına; Dünya Down Sendromu Günü ve Nevruz’u kutlayarak başlayan Yıldırım, "Down sendromu, aslında bir eksiklik değil, bir fazlalık. Onların kromozomları diğer insanlardan bir tane daha fazla. Toplumda Down sendromunu eksiklik gibi görmek bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor" ifadelerini kullandı.

Bütün canlı, cansız mahlukatın hakkını, hukukunu gözetmekle kendilerini sorumlu gördüklerini belirten Yıldırım, "Ağacın, kuşun, bütün yabani hayatın üzerimizde hakkı olduğuna inanıyoruz. Çevreyi hoyratça kullanma lüksümüz yok. Bizler çevrenin belli ölçülerde kullanım hakkına sahip kiracılar konumundayız. Yaşadığımız çevreye gözümüz gibi bakmak ve gelecek kuşaklara aynı şekilde teslim etmeliyiz. ‘Ağaç dikip gölgesinde halkı dinlendirmek gibi, insanın kıyamet gününde hesabına yarar bir erdem yoktur’ diyor yüce Peygamberimiz. Fatih Sultan Mehmet, ‘ormanda bir dalı kesenin başını keserim’ diyor. Rahmetli Fethi Gemuhluoğlu, ‘insana dost olmak, fikre dost olmak, coğrafyaya dost olmak, ormana, ağaca, taşa, kurda, kuşa dost olmak tarihe dost olmak, komşuya dost olmak gerekir’ diyor. Bizler böyle bir inancın, böyle bir medeniyetin evlatlarıyız" diye konuştu.

"BU ÜLKENİN 81 MİLYON VATANDAŞINA OLDUĞU GİBİ, TAŞINA, TOPRAĞINA, AĞACINA, KUŞUNA DA SEVDALIYIZ"

Ormanlara ve su kaynaklarına sahip çıkma konusunda 16 yıldır büyük hizmetler yapıldığına dikkat çeken Başbakan Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yolları, köprüleri, tünelleri yaparken; çevreyi, ormanlarımızı, su kaynaklarımızı ihmal etmedik, oralara büyük yatırımlar yaptık. Çünkü bu ülkenin 81 milyon vatandaşına olduğu gibi, taşına, toprağına, ağacına, kuşuna da sevdalıyız. Bu sevda ile 16 yıldır yollardayız. Bu sevda ile ülkemizi şenlendirmeye devam ediyoruz. Bir ağaca, bir bitkiye güzel gözle bakan insan hayatın tamamı için emek ve değer üretir. Tabiata, toprağa güzel gözle bakan insan bütün mahlukata hizmet eder. İnsan topraktan ayrılmamalı. Tabiatla barışık olan, kendisiyle de barışık olur. Aşık Veysel gibi kara toprakla sadık yar olmak gerekir. Gençlerimize tavsiyemiz; toprakla uğraşması ve ormanlarımıza vakit buldukça gitmek, ağaçlarla ve yeşillikle vakit geçirmek. Hayata, olaylara daha müspet, daha barışçıl bakmayı da ormanlarımız bize öğütlüyor. Topraklarımıza, ormanlarımıza gözümüz gibi sahip çıkmalıyız."

"Tarım ve hayvancılık alanında kapasitemizi çok daha iyi kullanabiliriz" diyen Yıldırım, "Bu alanlarda çok önemli destekler veriyoruz. Bu destekleri daha da geliştireceğiz. Orman köylümüzü de desteklemek talimatlarınızla son 15 yılda yaptığımız en önemli işlerden bir tanesi. Tarım desteklerini 1 milyar 800 milyondan, 15 milyarın üzerine çıkarttık. Laf üstüne laf koyan değil, taş üstüne taş koyan bir iktidarız. Sürekli iş yapmayı hedef alan, milletimizin hayatını kolaylaştırmak için ilk günkü aşkla çalışıyoruz" dedi.

"BU KAMPANYA VESİLESİYLE SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ, TÜRKİYE’DE HER HANEYE BİR MEKTUP GÖNDERECEK"

Milli Ağaçlandırma Seferberliğinin büyük bir başarıyla tamamlandığını sözlerine ekleyen Yıldırım, Daha Yeşil Bir Türkiye’yi Birlikte İnşa Edelim kampanyası hakkında şu bilgileri verdi:

"Ülkemiz, insanımız ve ormanlarımız için, daha güzel bir gelecek için hayırlı olsun. Bu kampanya vesilesiyle Sayın Cumhurbaşkanımız, Türkiye’de her haneye bir mektup gönderecek. Türkiye’de yaklaşık 23 bin hane var. Her bir haneye bir mektup sizin imzanızla gidecek ve bu kampanyanın başladığı bildirilecek. Bununla ilgili vatandaşlarımıza bütün detaylar aktarılacak. 16 yılda 4 milyar 39 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Bazıları, ‘bu kadar fidan dikilmemiştir’ diyor. İnanmayan gitsin saysın. 4 milyar 39 milyon fidan dikildi. Ben şahidim. Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile yaptığımız protokol çerçevesinde yol kenarlarına yetişmiş ağaçlar diktik. Bunların birçoğu büyüdü ve yolları güzel hale getirdiler. Bugün ülkemizin yüzde 29 nispeti ormanlarla kaplı. 2023 sonuna kadar yüzde 30’a çıkaracağız. Bu oran 2002’de yüzde 23 seviyesindeydi. 1992-2002 yılları arasında yılda ortalama 75 milyon fidan üretiliyordu. Sadece 2017 yılında üretilen fidan miktarı 322 milyona çıkmış. Sakarya’nın Sapanca ilçesinde Fidan ve Süt Bilgileri Borsası tesis edildi, faaliyete geçti. Her alanda ağaçlandırma çalışmaları sürüyor. Okul bahçelerinden üniversite kampüslerine, ibadethanelerden yol kenarlarına her taraf yeşillendiriliyor. Ormanlarımızı kırsal kalkınmanın lokomotifi olarak görüyoruz. Ceviz, zeytin, badem gibi 38 eylem planı ile ormanlarımızdan vatandaşlarımızın daha fazla faydalanmasının yolunu açtık. 396 adet bal ormanı kuruldu ve bu şekilde şu anda dünya bal üretiminde Türkiye ikinci sıraya yükseldi."

"SON 16 YILDA KORUNAN ALANLARIMIZIN SAYISINI 175’TEN 554’E YÜKSELTTİK"

"5 Bin Köye 5 Bin Gelir Getirici Orman" Projesi ile 2019 yılı sonuna kadar kırsal alanda yaşayan vatandaşlara yeni gelir alanlarının sağlanacağına dikkat çeken Yıldırım, "Bu kapsamda 2015 yılından itibaren 3 bin 500 köyde 10 milyon gelir getirici fidan dikimi gerçekleştirildi. İlk defa her ilde bir şehir ormanı projesi de iktidarımız döneminde başladı ve 142 adet olan mesire yeri sayısı bin 310’a çıktı. 350 milyon insanın bugün günlük olarak takip ettiği bir sitede, Türkiye’de bu şekilde yapılan 41 alan mükemmellik belgesi aldı. Bu da yurt dışında korunan alanlarımıza ilişkin yoğun bir ilginin olduğunu ortaya koyuyor. Bütün illerimizin tabiat turizmi eylem planları hazırlandı, bu planlamayla koruma alanları vatandaşlarımızın huzur içerisinde konforlu bir şekilde vakit geçireceği alanlar haline getirildi. Son 16 yılda korunan alanlarımızın sayısını 175’ten 554’e yükselttik. Korunan alanlarımız alan olarak da arttı. 2002’de 9 bin hektar olan koruma alanları 30 milyon hektara çıktı. 2003 yılında 33 adet olan Milli Park sayısı 43’e, 16 Tabiat Parkı 223’e çıktı. Milli Parklar ve Tabiat Parklarını ziyaretçilerin çekim alanı haline getirdik. Bunları yapmak yetmiyor. Bunların temiz tutulması ve gelecek nesillere aktarılması önemli. Ormanlarımızı temiz tutacağız, yangın riskine karşı tedbirlerimizi alacağız. Çevre kirliliği bugün dünyada hem insanlar hem de bütün canlılar için ciddi tehditler oluşturuyor. Tarihi Malazgirt Meydan Muharebesi Milli Parkı yapılıyor. Bu yılki kutlamalara hazır hale gelmiş olacak. Hizmetler, eserler saymakla bitmiyor. Türkiye, orman varlığını arttırma konusunda ve orman yangınları konusunda büyük bir kapasiteyle sahip oldu. Sadece ülkemizdeki orman yangınlarına müdahale etmekle kalmıyor, çevremizdeki birçok ülkede geçtiğimiz yaz orman yangınlarına en önce ulaşıp katkı sağlayan ülke olduk. Orman yangını demek adeta bir insanın ciğerlerinin yanması demektir. Onlarca sene içerisinde meydana getirdiğiniz ormanlar küçük bir ihmalle kül olup gidebiliyor. Ormanlarımıza gözümüz gibi bakmamız lazım. İklim değişikliğinin en büyük sebebi, küresel ısınmanın en büyük sebeplerinden biri tabiattaki doğal dengelerin değişmiş olması, yok olması, tabiatın insanlar eliyle yok edilmesinden kaynaklanıyor. Bu konuda vatandaşlarımıza çok önemli görevler düşüyor. Hava tahmini oranında yüzde 90’ların üzerine çıktık. Meteorolojik gözlem sistemimiz bin 840’a yükseldi. Bölgede Türkiye bu alanda lider konuma geldi. Zirai don ikazı konusunda Avrupa’ya hizmet verir hale geldik. Eskiden denizcilerimiz denizdeki hava tahminlerini başka kaynaklardan öğrenirdi. Şimdi Cebelitarık’tan Hazar Denizine kadar bütün denizlerdeki anlık hava tahminleri, deniz durumları Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz tarafından veriliyor. 2002’de bir adet meteorolojik radar mevcutken bugün 18 meteorolojik radar mevcut" açıklamasını yaptı.

(İlker Turak/İHA)
YORUM EKLE