MHP’li Akçay’dan Özgür Özel’in iddiasına yanıt

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in “MHP Grubu seçim güvenliğine ilişkin raporu talep etti” iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kendisinin ve diğer Grup Başkanvekili Erhan Usta’nın böyle bir talebi olmadığını söyledi.

MHP’li Akçay’dan Özgür Özel’in iddiasına yanıt

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in “MHP Grubu seçim güvenliğine ilişkin raporu talep etti” iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kendisinin ve diğer Grup Başkanvekili Erhan Usta’nın böyle bir talebi olmadığını söyledi.

MHP Grup Başkanvekili Akçay, TGRT Haber’de yayınlanan Gündem Özel programında İhlas Medya Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın sorularını cevapladı. Afrin bölgesindeki terör örgütlerine yönelik başlatılan Zeytin Dalı Harekatı’na halk tarafından verilen desteğe değinen Akçay, bu desteğin millet beraberliğinin, vatanına, devletine sahip çıkmanın bir anlayışı olduğunu belirtti. Geçtiğimiz aylarda Irak ve Suriye’ye yönelik sınır ötesi harekat tezkeresinin TBMM’ye geldiğini anımsatan Akçay, tezkere görüşmelerine ilişkin MHP adına konuşmayı kendisinin yaptığını, konuşmasının ardından hem arama hem de mesaj olarak kendisine geri dönüşler yapıldığını kaydetti. Akçay, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgesindeki halkın kendisine ulaştığını dile getirerek, “Özellikle Barzani referandumu gündemdeydi. Bölgede yaşayan insanlarımız kesinlikle orada kukla devleti istemediklerini söylediler. ‘Neden istemiyorsunuz?’ diye sorduğumda, ‘Bu kesinlikle emperyalizmin oyunudur, Türkiye’yi parçalama girişimidir, en az 100 yıl bölgemizi kan gölüne çevirecek hain bir girişimdir’ dediler. Afrin operasyonuna da milletimizin hemen hemen tamamının desteği var. Bunun somut örneklerini görüyoruz. Çünkü Türkiye haklı sebeplerle müdahalede bulunuyor. Birinci amacı terör unsurlarını yok etmek. Oradaki terör unsurlarının yok edilmesi sadece Türkiye’ye değil Suriye’ye, Irak’a, bölgedeki diğer ülkelere de huzur gelmesi için temel şartlardan birisidir. Destek telefonları Şırnak’tan, Hakkari’den, Siirt’ten geliyor. Aykırı bir mesaj almadık” diye konuştu.

“ÜRETİME DEVAM EDECEKSE, DAHA DA GELİŞTİRİLECEKSE DESTEKLEMEK GEREKİR”

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusunda değerlendirmelerde bulunan Akçay, Başbakan Binali Yıldırım’ın bugün yaptığı açıklamanın spekülasyonlara son noktayı koyduğunu belirtti. Akçay, bu konunun siyasal istismar vasıtası yapılmaması gerektiğine dikkat çekerek, CHP’nin yeri geldiğinde ‘özelleştirmeye karşı değilim’ dediğini ifade etti. Önemli olanın özelleştirmenin nasıl ve neden yapıldığı olduğunu söyleyen Akçay, “Eğer özelleştirilecek kurum, şirket, fabrika tekrardan üretime devam edecekse, daha da geliştirilecekse bunu desteklemek gerekir. Geçmişte çok kötü örnekleri de oldu. Bu olumsuz örneklerden de vazgeçmek gerekiyor. Önemli olan şeker fabrikalarının faaliyetlerine devam etmek. İster devlet yapsın, ister özel sektör. Başbakan gerekli açıklamayı yaptı” şeklinde konuştu.

“CUMHURBAŞKANI MİLYONLARCA VATANDAŞIN DÜŞÜNCELERİNE TERCÜMAN OLDU”

Yaşar’ın “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dünkü dinin güncellenmesi ile ilgili sözlerine eleştiriler getirilmişti. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz” şeklindeki sorusu üzerine Akçay, şunları kaydetti:

“Bu eleştiriler son derece haksız. Ya yanlış anlıyor, ya da yanlış anlamak istiyor. Cumhurbaşkanının söylediği son derece açık ve netti, sonuna kadar da milyonlarca vatandaşımızın düşüncelerine tercüman olmuştur. Bir Müslüman vatandaşı olarak ben kurumsal olarak Diyanet İşleri Başkanlığı ne derse onu yaparım. 1400 yıldır çeşitli yorumlar yapılmış, çeşitli kitaplar yazılmış. Bugünün ilim, irfan sahiplerinin kurumsal olarak ortaya koyacakları görüşmelere itibar etmekte fayda var. Kendisini din adamı, hoca, şeyh kisvesi vermiş kişilerin sözlerine itibar etmemek lazım. Bir kitabımız var Kur’an-ı Kerim, Peygamber efendimiz de Hz. Muhammed. Tarihimize baktığımızda bazı kişiler bir kitap yazmış adına bir şey demişler, o kadar öne çıkarılmış ki neredeyse Kur’an-ı Kerim’in yerine ikame etmeye çalışmış ve onu yazan kişi de o kadar yüceltilmiş ki neredeyse sümme haşa Peygamberimizin yerine ikame edilmeye çalışılmış. Şimdi bu yanlışı görmezden mi geleceğiz? Bizim için asıl olan Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimizdir. Bu işin uzmanı olmuş, ilmini yapmış kişilerin görüşlerine itibar edeceğiz. Yalnız bu kurumsal olmalı. Aksi takdirde aynı konuda 70-80 çeşit fikir çıkarsa bu doğru olmaz. O bakımdan Diyanet İşleri Başkanlığına çok büyük görev düşüyor. Cumhurbaşkanının konuşması da onu işaret ediyor.”

“CHP, 3 KASIM 2019 SEÇİMLERİNE ŞİMDİDEN HAVLU ATMIŞ DURUMDA”

AK Parti ile MHP arasındaki ittifak düzenlemesinde son durum hakkında bilgiler veren Akçay, “İttifak düzenlemeleri Anayasa Komisyonundan geçti, muhtemelen önümüzdeki pazartesi günü de Genel Kurul’da görüşmeler başlayacak, en son Perşembe günü de tamamlanmış olacak. İttifak görüşmeleri sırasında net bir metin çıkmadan dahi CHP ve bazı kendini muhalif olarak belirten kesimler hemen toplumu yanıltma, yapılan çalışmaları ve düzenlemeleri karalama şeklinde kara propagandaya girdiler. Bu tutumlarını hala devam ettiriyorlar. Anayasa Komisyonu’ndaki görüşmeler CHP’nin talebi üzerine de 1 hafta uzatıldı. Gördük ki CHP hiçbir öneri ve teklif getirmedi. Getirdiği teklif şu; her madde kanun metninden çıkartılsın, her madde için de Anayasaya aykırılık önergesi veriliyor. Bu yapıcı bir şey değil. Sonra çıktı Anayasa Komisyonu’nda bu teklif noktası ve virgülünü dahi değiştirmediler diye suçlama yaptılar. Anayasa Komisyonu’nda bir noktanın veya virgülün değişmesi için dahi teklif vermedin. ‘Seçim Güvenliği Komisyonu’ diye bir komisyon kurdular, çoğu meclis dışından siyasi partileri gezdiler, aslında örtülü bir seçim ittifakı arayışı içindeler, adına da bunu dediler. Anayasa referandumundaki ‘Hayır’ cephesini kontrol ederek onların oyunu CHP’ye kanalize edebilir miyim arayışı içinde. CHP, 3 Kasım 2019 seçimlerine şimdiden havlu atmış durumda, yenilgisinin mazeretlerini hazırlıyor. CHP artık savruk bir parti haline gelmiştir. Ana muhalefet partisi olmanın gerektirdiği sorumluluğu ve inisiyatifi alamıyor. Anayasa referandumunda halkımızı kandırmaya, bir korku ortamı oluşturmaya çalıştılar. Bu Pazar aynı 16 Nisan referandumu tekrar yapılsa, en az 10 puan daha fazla çıkacaktır. Çünkü CHP’nin yalanlarının doğru olmadığı ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.

“HDP İLE İŞBİRLİĞİNİ GİZLEYEREK KENDİ SEÇMENİNİ KANDIRMAK İSTİYOR”

CHP’nin “cumhur ittifakı”na koalisyon dediğini anımsatan Akçay, bunun bir ittifak olduğuna vurgu yaptı. Akçay, koalisyonun seçimlerden sonra oluştuğunu ve tarafların belirsiz olduğunu belirterek, ittifakta ise tam tersine seçim öncesi şeffaf, açık bir şekilde yapıldığını söyledi. Akçay, AK Parti ile MHP arasındaki ittifak çalışmasının ne bir pazarlığının, ne bir gizli ajandasının olmadığını, ittifakın milli ve yerli bir tutum alınarak yapıldığına dikkat çekti. CHP’nin ittifak arayışlarını gizli saklı yaptığını, HDP ile işbirliğini gizleyerek kendi seçmenini kandırmak istediğinin altını çizen Akçay, CHP tabanının HDP ile ittifakı kabul etmeyeceğini bildikleri için CHP’nin böyle bir tutum gösterdiğini söyledi.

“CHP SİYASETTE ‘OKUS, POKUS’ YAPMAYA ÇALIŞIYOR”

Akçay, “Bunların yaptığı oyun ve numara. CHP siyasette ‘okus, pokus’ yapmaya çalışıyor. Sen bir komisyon kuruyorsun ve adına ‘Seçim Güvenliği Komisyonu’ diyorsun. Aslında örtülü ittifak arayışının adına ‘Seçim İttifak Komisyonu’ değil de ‘Seçim Güvenliği Komisyonu’ diyor, görüşmelerini öyle yapıyor. Bizim yaptığımız gibi açık açık ittifaka da giremiyor. Çünkü seçmenden göremeyecek. Yaşayacakları seçim mağlubiyetinin mazeretini de seçimlere gölge düşürmeye çalışarak yapıyorlar. Seçim güvenliğini sağlayacak her türlü mekanizma var. Yapılan düzenlemeler seçim güvenliğini arttıran düzenlemeler” dedi.

“GÖRÜŞMELERİNİ KABUL ETMEDİK, RAPORUNU DA MERAK ETMİYORUZ”

Seçim güvenliğini görüşmek için randevu isteyen CHP’nin talebini MHP’nin reddetmesi hakkında konuşan Akçay, şu ifadeleri kullandı:

“CHP’ye ve topluma mesaj vermek istedik; kimse kimseyi kandırmasın. Kimse oyalama taktiklerine, numaralarına girişmesin istedik. Anayasa Komisyonu’nda bir tek önergesi yok. Hala aynı şeyleri tekrarlıyor. Raporlarını okumadım, merakta etmiyorum doğrusu. Açıklamaları dinledim, yine Anayasa Komisyonu’ndakilerin aynısı. Anadolu’da bir söz var, ‘Ağzının büzüşünden Ömer diyeceğini anladım’ diye. Biz de CHP’nin ağzının büzüşünden Ömer diyeceğini anladığımız için görüşmelerini kabul etmedik, raporunu da merak etmiyoruz. CHP, sürekli bize haksız bir şekilde, son derece çirkin üsluplarla saldırıp, çoğu zaman hakaretle yaklaşan bir parti haline geldi.”

MHP’NİN SEÇİM GÜVENLİĞİNE İLİŞKİN RAPORU İSTEDİĞİ İDDİASINI YALANLADI

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in “MHP Grubu seçim güvenliğine ilişkin raporu talep etti” iddiasının doğru olduğunu düşünmediğini ifade eden Akçay, MHP’nin iki grup başkanvekili olduğunu, birinin kendisi diğerinin de Samsun Milletvekili Erhan Usta olduğunu belirterek, “Diğer Grup Başkanvekilimiz Erhan Usta dün akşam Samsun’a gitti. Dolayısıyla iki yetkili isim olan bizden böyle bir talep söz konusu olmadı. Ama merak eden bir personel oldu da istedi mi, onu araştıracağız. Özgür Özel’in bu ismi açıklaması lazım. Kim istedi, söyleyebiliyorsa söylesin. Bizim kurumsal olarak böyle bir talebimiz olmadı, bu raporu merak da etmiyoruz. CHP’nin ne söyleyeceğini anlıyoruz, çok kayda değer de bulmuyoruz. Özgür Özel’in bilinen bir hırçınlığı vardı, ‘nereden bir suçlama getiririm’ diye” şeklinde konuştu.

“VATANDAŞLARIMIZI ETNİK KÖKENLERİNE AYIRMAK SON DERECE YANLIŞTIR”

Yaşar’ın, “‘MHP-AK Parti ittifakında Kürt oyları AK Parti’ye gitmeyecek, Kürt oylarında büyük düşüş yaşanacak’ şeklinde eleştiriler var. Bu eleştirilere ne diyeceksiniz?” sorusuna Akçay, “Bu son derece sinsi bir planın parçası. Bunu söyleyenleri bölücüler, Türkiye’nin, milletimizin düşmanları olarak ifade ediyorum. Son derece şirkin, mesnetsiz ve alçakça iddialardır. Vatandaşlarımızı veya seçmeni ‘Kürt’tü, Çerkez’di, Laz’dı’ gibi etnik kökenlerine ayırmak son derece yanlıştır. 81 milyon Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşıyız. MHP, 81 ilde 900’den fazla ilçede teşkilatlı, bütün vatandaşlarımızdan oy alan siyasi partidir. Türkiye’nin bütün bölgelerinde, yerlerinde, belediyeleri olmuştur, milletvekili çıkmıştır. Biz bütün milletimizi ortak bir Türk milleti olarak görürüz. Etnik kökeni, inancı veya hayat tarzına göre insanları ayıramayız. Aksi taktirde bu bölücülük olur” dedi.

(Abdullah Sarica-Ömer Çetin/İHA)
YORUM EKLE