Güven Hastanesi, ‘Bugünden Yarına Diyabet’ konulu sempozyum düzenledi

Güven Hastanesi 14 Mart Salonu’nda düzenlenen sempozyuma, Güven Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölüm Başkanı ve Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Cesur, Güven Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü Prof. Dr. Alper Sönmez, Doç. Dr. Cüneyd Anıl, Diyetisyen Evrim Güngör ve alanında uzman hekimler ile çok sayıda davetli katıldı. Sempozyumda, diyabet ile ilgili merak edilenler ve diyabet takibinde güncel gelişmeleri ile güvenli diyabet yönetimi konuları ele alındı.

Güven Hastanesi, ‘Bugünden Yarına Diyabet’ konulu sempozyum düzenledi

‘TİP-2 DİYABET, DÜNYANIN YÜZDE 90-95’İNİN HASTALIĞI’

Prof. Dr. Alper Sönmez, diyabet hastalığının tüm dünyanın ve Türkiye’nin karşılaştığı en önemli sorunlardan bir tanesi olduğunu söyledi. Genel anlamda kan şekerinin yüksekliği ile kendini gösteren bir hastalık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sönmez, “Kişiler diyabetin kan şekerinin yüksekliği ile kendini gösteren bir hastalık olduğunu bilir ama aslında kümelenmiş bir hastalıktır. Vücudun metabolizmasının genel bir sağlıksız işleyişi yüzünden başta kan şekeri beraberinde çoğu defa kan basıncı, kan yağlarının yüksek olduğu hemen her defasında da özellikle Tip-2 diyabet için söylüyorum; buna obezitenin eşlik ettiği bir sorundur. Tip-2 diyabet Türkiye’nin ve dünyanın yüzde 90-95’inin hastalığıdır. Yüzde 10-15’lik bir kısımda da Tip-1 diyabet görülmektedir” dedi.


‘TÜRKİYE LİDER KONUMDA’

Prof. Dr. Sönmez, Türkiye’nin diyabet hastalığında lider konumunda olduğunu belirterek, “Avrupa’da ve bulunduğumuz coğrafyada en yüksek diyabet görülme olasılığı Türkiye’de yüzde 15 civarında. En yakın bilgi 10 sene öncesine ait yüzde 13,7’ydi. Şu anda durumun yüzde 15’leri bulduğu gösteriliyor. Bu ne manada geliyor; ülkemizde yaşayan yaklaşık 8,5 milyon erişkinin diyabetli olduğu anlamına geliyor. Bunlar bildiklerimiz bir de bilmediklerimiz var. Oldukça büyük bir hasta popülasyonundan bahsediyoruz. Yaş ilerledikçe diyabet görülme sıklığı artar. Türkiye’de toplum bazında görülme oranı 9 kişide 1 kişi, erişkin yaşla birlikte de her 6 kişide 1 kişi görülmektedir.

‘EĞİTMEYE İHTİYACIMIZ VAR’

Prof. Dr. Sönmez, diyabetin adına ‘modern yaşam’ denilen günümüz ortalama insan yaşamının yan etkisi olduğunu söyleyerek, “Biz daha az hareket ettikçe daha fazla yoğun kalorili ama besin değeri düşük gıdaları yedikçe daha fazla diyabet oluyoruz. Ne yapılmalı, hem birey bazında hem genel ve yerel yönetimler bazında hem de biz sağlık profesyonelleri olarak yapacaklarımızın çok uzun listesi var. En başta çocuklarımızı ve çocuk planlama aşamasındaki kadınlarımızı eğitmeye ihtiyacımız var. Çünkü biz onları eğitebilirsek, sağlıklı nesillerin yetişmesine daha fazla katkıda bulunabiliriz” dedi.

EN ÖNEMLİ BELİRTİLERİNİ SIRALADI

Prof. Dr. Mustafa Cesur, “Diyabet hastalığı oluştuktan sonraki en önemli belirtisi, çok su içmek ve idrara çıkma, halsizlik, yorgunluk, ağız kuruluğu, uyku hali bazen görme problemleri ile karşımıza gelebilir. Bunlar diyabetin en önemli belirtileridir. Ancak bu belirtiler olmadan diyabeti tespit etmek çok daha önemlidir. Diyabet önlenebilir bir hastalıktır. O nedenle hastalık semptom vermeden yakalayıp tedavi etmek aslında çok daha önemlidir” dedi.

‘KİŞİYE GÖRE BİREYSEL TEDAVİ UYGULAMAK GEREKİYOR’

Prof. Dr. Cesur, diyabet hastalığının tedavisinde çeşitli bileşenler olduğunu ifade ederek, “Beslenme, hareket ilaç olmadan tedavi yöntemleri arasındadır. Aslında bu iki durum yaşamda olmazsa olmazlardandır. Kişi hangi tedaviye alıyorsa mutlaka beslenme düzeninin sağlanması, sağlıklı bir beslenme örgüsünün düzenlenmesi ve kişin ihtiyacına göre yapılacak egzersiz. Onun dışında ihtiyaç varsa eğer ilaç tedavileri veya insülin tedavisi. Bazen her ikisi de birlikte kullanılabilir. Kişiye göre bireysel tedavi uygulamak gerekiyor” diye konuştu.

‘DİYABETLİNİN YAKIN TAKİBİ ÖNEMLİ’

Diyabet hastalığında hastanın birebir takibinin önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Cesur, “Hasta 3 ya da 6 ayda poliklinik muayenesine gelerek kan şekerine bakılıyor ve muayeneleri yapılıyor. Ondan sonraki süreçlerde hastayı bir daha hiçbir şekilde görmüyoruz. Yani ‘hastanın kan şekeri nasıl gidiyor, hangi tedaviyi alabiliyor’ bunları bilmiyoruz. Bu gerçekten bir sorun. Diyabetli hastalarında pek çok sorunları olabiliyor. Mesela, bir enfeksiyon geçiriyor şekeri yükseliyor ama orada tedavi değişimi yapmak gerekiyor. Bunu bilmiyoruz. Şekeri düşünüyor biz bunu yine bilmiyoruz. Bu nedenle diyabetlinin yakın takibi önemlidir. Bunu sağlayacak şekilde Güven Hastanesi ‘One Dose Health’ adlı teknolojik gelişmelerle yapılmış bir uygulama hizmeti veriyor. Hastalar bunu cep telefonlarına ya da tabletlerine takip edebiliyorlar. Diyabet hemşiresine ya da doktora sonuçları iletecek şekilde veya hastanın durumunu iletecek şekilde yapılmış bir uygulama. Hasta sürekli yaptığı kan şekeri ölçümlerini programa yüklüyor. Aslında bizde bunları takipte tutuyoruz. Belirli aralıklarla kontrollerini yapıyoruz. Güzel bir sistem. Dünyada örnekleri de var” dedi. 

DHA

YORUM EKLE