Kent Üniversitesi'nde 'Beslenme ve Metabolizma’ konulu sempozyum gerçekleştirildi

Kent Üniversitesi'nde 'Beslenme ve Metabolizma’ konulu sempozyum gerçekleştirildi
İstanbul Kent Üniversitesi ve Türk Biyokimya Derneği (TBD) İstanbul Şubesi ortaklığında üniversitenin Taksim Kampüsü’nde ‘Beslenme ve Metabolizma’ konulu bir sempozyum gerçekleştirildi. Güncel diyet uygulamaları, beslenmeye bireysel yaklaşım ve mikrobiyota gibi konuların ele alındığı sempozyumda açılış konuşmasını İstanbul Kent Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Biyokimya Bilim Dalı’nda Öğr. Üyesi Profesör Dr. Yegâne Güven ve Türk Biyokimya Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Doç. Dr. Cihan Coşkun yaptı.

Konularında uzman olan konuşmacıların yer aldığı sempozyumda güncel diyet uygulamaları, beslenmeye bireysel yaklaşım, mikrobiyota, beslenme ile ilgili ve kalıtsal bazı hastalıklar hakkında temel ve klinik bilgiler ele alındı. Bunun yanı sıra bireysel beslenme ve metabolizma ile ilgili laboratuvar alanındaki yeni gelişmeler ve yapılan testler, gıda biyokimyası ve beslenme ile ilgili yapılan bilimsel çalışmalarda kanıta dayalı yaklaşım gibi diğer pek çok konu da bu sempozyumda yer aldı. Birçok katılımcının izlediği konferansta International Federation of Clinical Chemistry and Laboratory Medicine (IFCC) Başkanı Prof. Khosrow Adeli de sempozyuma online katılarak canlı sunum yaptı.

“DOĞRU BESLENME DENGELİ BESLENME ANLAMINA GELİYOR”

İstanbul Kent Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Biyokimya Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof Dr. Yegâne Güven, sempozyumun multidisipliner bir etkinlik olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Güven, “Bu sempozyum üniversitemizin Beslenme ve Diyetetik Bölümü, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Tıbbi Laboratuvar Teknikerliği Bölümü ve Türk Biyokimya Derneğinin İstanbul Şubesi ile ortak hazırladığımız ‘Beslenme ve Metabolik’ hastalıklar sempozyumudur” diyerek şu bilgileri paylaştı:

“Doğru beslenme dengeli beslenme anlamına geliyor. Her şeyin içinde dahil olduğu hayvansal ve bitkisel ürünlerin eşit oranda dağıldığı bir beslenme. Son zamanlarda moda olan katı vejeteryan ya da vegan dediğimiz beslenme sisteminde elbette kalp hastalıklarından koruyucu birtakım besinler tüketiliyor. Ama bazı başka şeyler eksik kalabilir. Bu vegan diyete girmeden önce bir kan testi profilini çıkarmak gerekiyor. Bunların başında tam kan sayımı yapılabilir çünkü hayvansal ürün tüketilmediği için anemi çok önemli. Her ne kadar vegan beslenme için bazı bitkiler, sebzeler ve meyveler olsa da bunlar maalesef anemi ve B12 açısından yeterli değil. Bu durumda B12 besin destekleri alınabilir ya da bu beslenme tipine karar verildiği zaman ilaçlar kullanılabilir. Onun dışında B12 ve folik eksildiği zaman kalp hastalıklarına neden olan hiperhomosisteinemi dediğimiz bir tabloyla karşılaşma olasılığımız var. Bunların takviye edildiği bütün besin sistemleriyle tamamlandığı bir beslenme profilinde büyük bir sıkıntı çıkacağını düşünmüyorum.”

“DENGELİ VE YETERLİ BESLENMEYE DİKKAT ETMEK GEREKİR”

Diyet yaparken doğru bilinen birçok yanlış olduğunu söyleyen Prof. Dr. Güven, “Kan şekerini düşürüp uzun süre düşük kalıp sonra birden bir tatlı ihtiyacıyla yediğinizde insilün salgısı aniden oluşuyor ve yükselen kan şekerini düşürmek için insilün salgılanıyor böylelikle şeker aniden düşüyor. Bu bakımdan yanımızda şekerimizi stabil halde tutacak antioksidan özellikleri olan birtakım besin desteklerinden almalısınız. Kurutulmuş kayısı en çok antioksidan içeren ve kan şekerini düzenleyen bir gıda maddesi. Abartmamak kaydıyla birkaç

tane o tip besin desteklerini yanımızda bulundurmamız uygun olur diye düşünüyorum. Dengeli ve yeterli beslenmeye dikkat etmek gerekir” dedi.

“ZAYIFLARKEN BİRTAKIM İSTEMEDİĞİMİZ BİYOKİMYASAL ÜRÜNLER OLUŞABİLİYOR”

Metabolizmayı çok hızlı çalıştırmak normalin dışına çıkartmanın zayıflamaya neden olabildiğini söyleyen Prof. Dr. Güven, “Ama zayıflarken yağ depolarının yakılmasıyla birtakım istemediğimiz biyokimyasal ürünlerde oluşabiliyor; bunlara keton cisimler diyoruz. Bunlar kan pH’nı asit tarafa kaydırıyor. Çok dar bir sınırı var bu pH’ın. 7.35-7.45 arasında. 7.35’in altına düşmemeli. 6.9 ölümle bağdaşabilen sınır. Bunlar bilinmeyen gerçekler. Önerilerde bulunanların da bu açıdan çok dikkatli olmaları gerekiyor. Eğer bunun yanında çok zayıflamak için aşırı egzersiz de yapıyorsanız ve içki alıyorsanız, bunların üçü bir araya geldiği zaman bu ölümcül durumu ortaya çıkarabilir” diye konuştu.

“BESLENMEYLE İLGİLİ ÇOK KESİN FİKİR VE HÜKÜMLERDE BULUNULMAMALI”

Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Biyokimya Kliniğinde Eğitim Görevlisi aynı zamanda Türk Biyokimya Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Doç. Dr. Cihan Coşkun da “Bizim amacımız beslenme ve metabolizma konusuna bir bilimsel yaklaşım ortaya koyabilmek” diyerek şunları ekledi:

“Beslenme konusuna multidisipliner bir yaklaşım gerekiyor. Şu anda çok popüler diyetler var. İsim vermeden bahsetmek istiyorum; buna genelde “yo yo” etkisi deniliyor (Sadece kilo verme amaçlı yapılan uygulamalar sonrasında verilen kiloların korunmadan daha fazlası ile geri alınması). Bir süre diyet yaptıktan ve bırakıldıktan sonra belki eskisinden daha kilolu hale gelebiliyoruz veya sağlığımızda çeşitli problemler ortaya çıkabiliyor. Örneğin sosyal medyada ‘şu kadar gıdadan bu kadar yerseniz karaciğerlerinizdeki zehri atacaksınız’ diye paylaşım yapıyorlar. Bu zehir nedir, bunun atılma şekli nedir, nasıl oluyor? Kimler üzerinde ne kadar bir çalışma yapıyorsunuz? Beslenmeyle ilgili çok kesin fikir ve hükümlerde bulunulmaması gerektiğini düşünüyorum.” 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER