Tarikatler, Cemiyetler ve Devlet Yönetimi Üzerine ( Merve Çakır Gök - Köşe Yazısı )

15 Temmuz işgal teşebbüsünün ardından pek çok şey yazıldı çizildi, ama ne yazık ki pek azı üzerine ehemmiyetle eğilmemiz gereken 'tecrübemize' yer verdi.

Tarikatler, Cemiyetler ve Devlet Yönetimi Üzerine ( Merve Çakır Gök - Köşe Yazısı )

15 Temmuz işgal teşebbüsünün ardından pek çok şey yazıldı çizildi, ama ne yazık ki pek azı üzerine ehemmiyetle eğilmemiz gereken 'tecrübemize' yer verdi.

Çünkü pek azımız tarafgirliklerimizi sorgulayabilecek ve sorgulatabilecek nesnel bakış açısıyla düşünebilen, söyleyebilen yahut yazabilen özgür iradelere sahibiz.

Çünkü herhangi şeyi herhangi bir şekilde bizden bilmiş ve benimsemişsek o şeyin yanlış olabilmesi ya da o şeyin de yanlışları olabilmesi ihtimalini genellikle göz önünde bulundurmayız. 

Bu sözlerim FETÖ piramidinin en alt basamağının 'vardır bir hikmeti' diye diye düştüğü büyük hıyaneti kabaca tanımlamakla birlikte, Türkiye'de bulunan pek çok paralel oluşumu da aynı hassasiyet ve endişeyle kapsar. 

Nedir o paralel oluşum/lar?

Demokratik ve bağımsız devlet düzeninin dışında, kitleleri mobilize edebilecek bütün unsurlar.

Yani bütün tarikatler, bütün cemiyetler ve bütün dini gruplar. 

Ehli sünnet, ehli tarik, ehli takva diye diye sırf bu özelliklerinden ötürü makam ve mevkiye erişimi kolaylaştırılmış ve gönül ipleri başkalarının elinde bulunan bütün insanlar, yani (müslümanlar için konuşuyorum) kendine Allah'tan başka amir kabul etmiş olan herkes, FETÖ üyeleri kadar tehlikelidir. 

Bizler ülkemizin geleceğinde, birilerinin iki dudağından çıkacak sözü ağzı açık bekleyen insanlar istemiyoruz. 

Bizler devlet idaresinde, halkın demokratik seçimler sonucu iktidar tayin ettiği yöneticilerin üzerinde söz söyleme ve kişileri bu sözleriyle hareket ettirebilme gücü olan insanlar istemiyoruz. Bu insanlara tabi olanları da istemiyoruz. 

Ehli sünnet, ehli takva, ehli iman, ehli tarik-i Rab olan insanların taşıması gereken nitelikler Kur'an'ın muhtelif ayetlerinde mükerrer suretle beyan edilmiştir. Hiç kimsenin x cemaatten, y tarikatten, z gruptan -referansla- bir yerlere gelmesine müsade edilmemelidir. Kişiler ne üye oldukları dernek ya da vakıflarla ne de mensubu oldukları cemaatlerle birlikte değerlendirilmemelidir. 

Bundan sonra devlet azınlık unsurların dini merkezlerine, Cemevlerine ve ateistlere koyduğu mesafeyi bütün İslami tarikat mensuplarına da koyup korumazsa yeni sorunların vuku bulması kaçınılmazdır. 

Anayasada  laikliğin tanımı yeniden yapılmalı ve eksiksiz uygulanmalıdır. 

İşine isteyen kipası, isteyen haçlı kolyesi isteyen başörtüsüyle gidebilmeli ama devlet hepsine eşit mesafede durmalı ve hepsine fırsat eşitliği sağlamalıdır. 

Türkiye tüm etnik, dini renk ve unsurlarıyla birlikte Türkiye'dir. Ama bu renkler ülke yönetimine müdahil olmada bekirleyici olmamalıdır. 

Tadımız tuzumuz farklılıklarımızdır, buna hürmet en temel esas olmalıdır. 

Hürmeti hepsine eşit dağıtmak şartıyla...

Allah vatanımıza bir daha böyle buhranlar yaşatmasın, âmin... 

Merve Çakır Gök

Ankara'nın Sesi Haber Sitesi

Güncelleme Tarihi: 23 Temmuz 2018, 21:18

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.