Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Bakan Bolat: Türkiye ihracata dayalı büyüme modeline devam edecek

Tuğçe SEZER ODABAŞI- Fırat ALKIZ / İSTANBUL, – ‘TİCARETTE Milli

Tuğçe SEZER ODABAŞI- Fırat ALKIZ / İSTANBUL, – ‘TİCARETTE Milli Vizyon Zirvesi’nde konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “Türkiye’de yatırımı, üretimi, istihdamı, ihracatı önceleyen program ve tedbirlerle Türkiye ekonomisini bugün dolar bazında 6 kattan daha fazla büyük, 1 trilyon 639 milyar dolara yükseltme başarısını gösterdiler. Yine aynı şekilde 36 milyar dolar ihracatı 273,5 milyar dolara Mayıs sonu itibariyle konuşuyorum yıllıklandırılmışta, hizmet ihracatını 14 milyar dolardan 122,5 milyar dolara, toplam ihracatı da 396 milyar dolara ulaştıran bir hacmi getirdiler. Vizyonumuz şu: Türkiye ihracata dayalı büyüme modeline devam edecek” dedi.

‘Ticarette Milli Vizyon Zirvesi’ İstanbul Finans Merkezi’nde bulunan Ziraat Bankası toplantı salonunda gerçekleştirildi. Zirveye, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İstanbul Valisi Davut Gül, Askon Genel Başkanı Orhan Aydın, Ziraat Bankası Genel Müdürü Alparslan Çakar, Akit Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Karahasanoğlu katıldı. Program, açılış konuşmalarının ardından Tözel bir oturumla devam etti.

‘DÜNYA ÇOK ZOR BİR DÖNEMDEN GEÇİYOR’

Burada konuşan Bakan Bolat, “Dünya çok zor bir dönemden geçiyor. Gerçekten, tabir caizse bir akşam kafamızı şöyle rahat yastığa koyabildiğimizi hatırlamıyoruz. Askeri alanda, ekonomi alanında, ticaret alanında, ulaştırma yollarında çok büyük bazen sıkıntılar meydana geliyor, blokajlar meydana geliyor. Sabah ayrı bir rüzgar, akşam ayrı bir rüzgar, gece başka bir rüzgar. Ve biz de ekonomide, ticarette istikrarlı, güçlü ve başarılı bir performans göstermek için bütün bu faktörleri dikkate almak zorundayız. En son olan durum, yaklaşık 3 ay 1 haftadır devam eden Körfez’deki savaş. ABD ve İsrail’in 28 Şubat tarihinde aniden İran’a yönelik saldırısıyla başlayan bu savaş, İran’ın da karşı hamleleriyle bir Körfez savaşına dönüştü. Hem Körfez’deki diğer Müslüman ülkeleri, Arap ülkelerini de içine katan bu savaşta, Hürmüz Boğazı’nın da İran tarafından kapatılması, akabinde de ABD tarafından yine Hürmüz Boğazı’nın ve İran limanlarının abluka altına alınması ile dünyadaki önemli hammadde ve enerji kaynaklarına ulaşım ve bunların fiyatlarının yükselmesiyle alakalı ciddi bir şok etki meydana getirdi” diye konuştu.

‘TOPLAM İHRACATI DA 396 MİLYAR DOLARA ULAŞTIRAN BİR HACMİ GETİRDİLER’

Bakan Bolat, “Körfez coğrafyası, dünyadaki petrol kaynaklarının yüzde 20’den fazlasını, doğalgaz kaynaklarının yüzde 20’den fazlasını, dünyadaki gübre kaynaklarının yaklaşık üçte birini, petrokimya ürünlerinin yine üçte birine yakınını üreten bir bölge. Herkes için hayat için, ekonomi, ticaret, üretim için lazım olan bu çok önemli enerji ve hammadde kaynaklarının gerek bulunma riski, tedarik riski, gerekse de fiyatlarındaki büyük artışlar ciddi şok etkiler meydana getirdi. En önemlisi fiyatlardaki, enflasyondaki artış etkisi ve üretimi etkileyen, olumsuz etkileyen arz kısıntıları, enerjide, petrokimya ürünlerinde, gübrede başta olmak üzere böyle bir tablo meydana geldi. Biz ne yaptık? Biz bu konularda, Allah’a çok şükür Sayın Cumhurbaşkanımızın 23 yıllık başkanlık ve liderliği altındaki bütün kadrolarımız, hükümetlerimiz, Türkiye’de yatırımı, üretimi, istihdamı, ihracatı önceleyen program ve tedbirlerle Türkiye ekonomisini bugün dolar bazında 6 kattan daha fazla büyük, 1 trilyon 639 milyar dolara yükseltme başarısını gösterdiler. Yine aynı şekilde 36 milyar dolar ihracatı 273,5 milyar dolara Mayıs sonu itibariyle konuşuyorum yıllıklandırılmışta, hizmet ihracatını 14 milyar dolardan 122,5 milyar dolara, toplam ihracatı da 396 milyar dolara ulaştıran bir hacmi getirdiler” ifadelerini kullandı.

‘KAMU BANKALARININ, KATILIM BANKALARININ PAYI ÇOK BÜYÜK’

Bakan Ömer Bolat, “İşte krizlere, şoklara karşı da Türkiye ekonomisinin dayanıklılığı arttı. Finans sistemimiz bu geçen 23 yılda çok güçlü, dayanıklı, istikrarlı bir performans gösterdi. Bunu şununla mukayese edebilirsiniz. 2000 yılı, 2001 yılı Türkiye’sinde 25 tane özel bankanın battığı bir dönem, 4 kamu bankasının içinin boşaltıldığı, iflasa doğru sürüklendiği bir dönem ve bunun 53 milyar dolar o zamanın ekonomisiyle Türkiye’ye çıkardığı bir fatura. Ve biz 23 yıldır bankacılık sistemimizde başarılı, istikrarlı bir performans var. Burada kamu bankalarına ben ayrı bir parantez açmak istiyorum, gerçekten 2000’li yıllarda ve 2013’te Gezi olaylarıyla başlayıp darbe girişimleri, askeri darbe, kanlı darbe girişimleri, pandemi dönemi, deprem dönemi, böyle çok zorlu dönemlerde ve de Türkiye’nin büyük altyapı mega projelerinin desteklenmesinde kamu bankalarının, katılım bankalarının hakkı gerçekten çok büyük, payı çok büyük. O yüzden bütün kamu bankalarımıza ve yöneticilerine huzurlarınızda çok çok teşekkürler ediyoruz” dedi.

‘İŞSİZLİK ORANINI 36 AYDIR YÜZDE 8,2’DE TUTABİLMEK BÜYÜK BAŞARI’

Bakan Bolat, “Türkiye’nin kuzeyinde, güneyinde, doğusunda, batısında savaşlar varken huzur ve istikrar adası olması, güvenli bir liman olması, üretmeye, büyümeye, ihracat yapmaya devam edebilmesi, istihdam yapmaya devam edebilmesi, işsizlik oranını tek haneli rakamda 36 aydır yüzde 8,2’de tutabilmesi büyük başarı bunlar. 40 yıllık, 40 bin cana mal olan terörün sona erdirilmesi, FETÖ’sü, DEAŞ’ı, PKK’sı, efendim diğer uç, aşırı uçlardaki terör örgütleri, DHKP-C’si bunların büyük ölçüde etkisiz hale getirilmesi çok büyük başarılar. Bırakın kendi topraklarımızda, Kuzey Suriye’de, Kuzey Irak’ta bile etkisiz hale getirilmeleri önemli. Biz bugün burada bu toplantıları yapabiliyorsak, bu yapılan başarılı çalışmalara ve istikrarlı döneme borçluyuz” diye konuştu.

‘RAKİPLERİNLE REKABET ETMEYE MECBURSUN’

Bakan Bolat, “Vizyonumuz şu: Türkiye ihracata dayalı büyüme modeline devam edecek. 400 milyar dolar mal ve hizmet ihracatımız var dedim. 1,6 trilyon doları aşan milli gelir varsa, yüzde 25 demektir. Bu ihracat yapılmasaydı, milli gelirin o kadar ve daha fazla aslında, çarpan etkisi kadar küçülecekti. Milli gelirin küçülmesi demek, fert başına milli gelirin aynı şekilde azalması anlamına gelecekti. Onun için firmalar, şirketler, bölgeler, sektörler üretiyor, önce yanındakine satıyor. Yetmiyor, ilçedekine satıyor. Yetmiyor, şehirdekine satıyor. Yetmiyor, ülkedekine satıyor. Yetmiyor, dışarılara satmaya başlıyor. Eğer sen satmazsan, dışarıdaki gelir sana satar, senin kapında, senin evinde seni vurur. O nedenle ortada bir üretim ekonomisi var, bir ticaret ekonomisi var. Dolayısıyla ayakta kalmaya, üretmeye, daha fazla satmaya ve rakiplerinle rekabet etmeye mecbursun” ifadelerini kullandı.