‘SADECE BİR ETKİNLİK OLMANIN ÇOK ÖTESİNDE’
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Aydın Kültür Yolu Festivali ve Atilla Koç Kültür Merkezi’nin açılışı sonrasında Aydın Valiliği’ni ziyaret etti. Aydın Valisi Yakup Canbolat’ı makamında ziyaret eden Bakan Ersoy, Valilik Şeref Defteri’ni imzaladı. Bakan Ersoy daha sonra Aydın Büyükşehir Belediyesi Başkanı Özlem Çerçioğlu’nu makamında ziyaret etti. Bakan Ersoy programları kapsamında Nazilli ilçesinde düzenlenen İsabeyli Yöresel Ürün ve Kültür Sanat Festivali’ne katıldı. Festivale AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Dış İlişkiler Başkanı Zafer Sırakaya, Dünya Etnospor Birliği Başkanı ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Aydın Valisi Yakup Canbolat, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, milletvekilleri, parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, vatandaşlar katıldı. Festivalde konuşan Ersoy, “Aydın tarihin izlerini, doğanın cömertliğini ve çalışkan insanlarının emeğini aynı anda harmanlayan geçmişi ile geleceği arasında güçlü bir köprü kuran güzel bir şehrimiz. Aydın yöresel ürün ve kültür sanat festivali sadece bir etkinlik olmanın çok ötesinde. Bu toprakların ruhunu, emeğini ve irfanını geleceğe taşıyan güçlü bir iradenin de tezahürü” dedi.
‘BURADAKİ HER BİR STANT ALIN TERİNİN HİKAYESİ’
Aydın’ın tarih boyunca bereketiyle, üretimiyle ve kültürel zenginlikleriyle öne çıkmış şehirlerden biri olduğunu vurgulayan Bakan Ersoy, “Bu topraklar sadece ürün yetiştiren değil aynı zamanda değer üreten, kültür inşa eden ve medeniyet taşıyan bir anlayışın merkezi. Nazilli ise çalışkan insanıyla, üretim gücüyle ve sağlam toplumsal yapısıyla her zaman milletimizin yanında durmuş, değerlerine sahip çıkmış güzide ilçelerimizden biri. Bu festivalde yer alan her bir stant alın terinin, sabrın ve ustalığın bir hikayesini anlatıyor. Sergilenen her ürün bu toprakların hafızasını, kimliğini ve ruhunu taşıyor. Yöresel lezzetlerimizden el sanatlarımıza kadar her bir değerimiz kültürel mirasımızın yaşayan bir parçası. Bizler bu mirası korumaya, geliştirmeye ve gelecek nesillere en güçlü şekilde aktarmayı bir sorumluluk biliyoruz. Çünkü biliyoruz ki kültürünü yaşatan milletler geleceğini de sağlam temeller üzerine inşa eder. Bu festival vesilesiyle üreticilerimizin emeğini görünür kılan sanatkarımızın mahiyetini toplumla buluşturan bu kıymetli organizasyonun birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmesini temenni ediyorum” diye konuştu.
‘FESTİVAL, TÜRKİYE’NİN DÜNYAYA AÇILAN YÜZÜ’
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Dış İlişkiler Başkanı Zafer Sırakaya ise Aydınlı merhum Başbakan Adnan Menderes’in ilkesiyle, duruşuyla ve davasıyla hatırlandığını belirterek, “Bugün bizler Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bütün bu ilkeleri gelecek nesillere aktarma gayreti içerisinde mücadelemizi verirken, Türkiye Yüzyılı’na olan ulaşımımızı, adımlarımızı emin adımlarla devam ettirdiğimizi de bir kez daha ifade etmek istiyorum. Rahmetli Menderes’in duruşunun ne olduğuna baktığınız zaman milletiyle doğan, milletiyle yoğrulan, milletini arkasına alarak dünyaya meydan okuyan ve milletine hizmet eden bir anlayışın varlığını görüyoruz. Bugün bizler de tüm ruhumuzla, milletimizle birlikte yürüyen, milletimize pranga vurmaya çalışanların karşısında ‘Elif’ gibi dimdik duran ve bu anlamda baktığınız zaman milletimize sevdamızı temel ilkemiz haline getiren ve milletimize vesayet odaklarına karşı birlikte hareket eden bir anlayışı temsil ediyoruz. Bu anlayışı temsil ederken başımızda duran, en ön safta giden ve dimdik duran, ezilenlerin gür sesi olan, suskun dünyanın hür sesi olan, göründüğü gibi olan, gücünü milletten alan bir liderle yürüyoruz, o liderin adı Recep Tayyip Erdoğan” dedi.
Festivalin Türkiye’nin dünyaya açılan bir yüzünü ifade ettiğini dile getiren Sırakaya, “Kültürümüze sahip çıkan, öbür tarafta üretken olan şehirlerimizin varlığı dünyada Türkiye’mizin de itibarına katkı sunuyor. Onun için dış politikamıza baktığınız zaman yumuşak gücüyle sert gücünü tahkim eden bir anlayışın varlığını görüyoruz. Bu anlamda ben her birinizin buradaki cesaretinin, buradaki duruşunun, buradaki üretkenliğinin ve buradaki demokrasi anlayışının önümüzdeki yüzyılda Türkiye’nin yolunu aydınlatmaya devam edeceğine yürekten inanıyorum” açıklamasında bulundu.
‘DÜNYADA KARANLIK ZAMANLARI YAŞIYORUZ’
Dünya Etnospor Birliği Başkanı ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan da bu tür festivalleri sıradan görmediğini belirtip, “Dünya Etnospor Birliği olarak 10 yılı aşkın süredir İstanbul’da Etnospor Kültür Festivali’ni her yıl yapmaya çalışıyoruz. Bu yıl 21-24 Mayıs tarihlerinde festivali yapacağız. Dünyada çok çalkantılı ve karanlık zamanları yaşıyoruz. Yarın üçüncü dünya savaşı çıksa kimse şaşırmayacak. Anneler, babalar, çocukları için endişe ediyor. Yapay zeka ve robot teknolojileri öyle bir noktaya ilerliyor ki ‘Acaba robotlar mı dünyayı işgal edecek?’ diye konuşuyoruz. Ama bizim konuşmamız gereken ‘Acaba insanoğlu insanlığını mı yitiriyor? İnsanoğlu mu robotlaşıyor? Eskisi kadar duygularını yaşayan insanlar mıyız yoksa gitgide duyguları erozyona uğramış bir insanlık ırkı olarak mı gelişme gösteriyoruz?” dedi.
‘HER TÜRLÜ FAALİYET BAŞLI BAŞINA ÇOK KIYMETLİ’
Bilal Erdoğan, “Teknolojik, ekonomik gelişmelerden bahsediyoruz ama çocuklar anne babalarına, öğretmenlerine, anne babalar yavrularına eskisi kadar şefkat, saygı, muhabbet gösteriyor mu? Bunları düşündüğümüz zaman ‘Eski adetlerimizi yaşatabilsek, o eski duyguları yeniden canlandırabilir miyiz? Eski gelenek göreneklerimizi şimdinin çocuklarına, gençlerine aktarabilsek yeniden o eski muhabbetleri, nezaketleri yaşatabilir miyiz?’ diyorum. Onun için bu festivallerde geleneksel sporlarımızı, yemeklerimizi, tariflerimizi yaşatmanın bir faydası olur mu? Halk oyunlarını yaşatmak o kahramanlıkları, o nezaketleri yeniden yaşatmamıza vesile olur mu? El sanatlarımızı yaşatmak bize yaptığımız her işi belli bir nezaketle, odaklanmayla, muhabbetle, hassasiyetle yapma özelliğini kazandırır mı? Kadim kültürümüzü, kimliğimizi, inancımızı, bizi biz yapan değerleri yeni nesillere aktarmamıza aracı olacak her türlü faaliyet başlı başına çok kıymetli. Bu değerleri yaşatabilir ve yeni nesillere aktarabilirsek, gençlerimizin dimağları tertemiz kalır. Ancak onların kafasını karıştıran o kadar çok cereyan var ki eğer gençlerimizi ve çocuklarımızı bunlara karşı koruyamaz, ilgilerini çeken ve onları oyalayan unsurların yerine daha doğru alternatifler sunamazsak, ciddi bir kayıp yaşarız. Buna karşılık, doğru yönlendirmeyi başarabilirsek inanıyorum ki gençlerimiz ve çocuklarımız 21’inci yüzyıl dünyasına önemli katkılar sunacaktır” diye konuştu.
‘SOYKIRIMI KORUYAN VE KOLLAYAN BİR BATI’
“Yeniden dünyada barışın, sevginin ve kardeşliğin egemen olabilmesine bizim gençlerimiz ön ayak olacak” diye Bilal Erdoğan, “Çünkü Anadolu’da ve Anadolu’nun ötesindeki gönül coğrafyamızda bunu başarmış; bu kadar milleti, yüzyıllar boyunca barış içinde yaşatmış bir ecdadımız var. Ecdadımız, kendinden olmayanın dinine, diline, kültürüne ve yaşayışına saygı göstermeyi başarmış. O sayede, bugün kan gölüne çevrilmeye çalışılan Kudüs’te Hristiyanlar, Müslümanlar ve Yahudiler bir arada huzur içinde yaşayıp ibadetlerini yan yana yapabilmiş. Gençlerimize bunu gösterebilsek. Bugün özendirilmeye çalışılan Batı ise artık insanlığı yüceltemeyen; insanları birbirine kırdıran, soykırımı koruyan ve kollayan bir Batı. Bu anlayışın karşısında, insanlığın arayışına merhameti, insanı ve muhabbeti merkeze koyan bir yaklaşımı yaşatmaya çalışalım. Bu nedenle, bu festivallerin sıradan etkinliklerden çok daha zengin ortamlar sunduğuna gerçekten inanıyorum” diye konuştu. Protokol, açılış konuşmalarının ardından yöresel ürünlerin sergilendiği standları dolaştı.
Seza Nur ALPDÜNDAR-Melek FIRAT/AYDIN,

