Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

KENDİ DÖNÜŞÜMÜNÜ İZLEMEK

KENDİ DÖNÜŞÜMÜNÜ İZLEMEK Bir yaprağın bana anlattığı… Sen hangi mevsimsin?

KENDİ DÖNÜŞÜMÜNÜ İZLEMEK

Bir yaprağın bana anlattığı…

Sen hangi mevsimsin?

Hiç düşündün mü?

Ben sorulsa, hiç tereddüt etmeden sonbahar derdim.

Çünkü sonbahar biraz beni anlatıyor. Yenilenmeyi, arınmayı, dinlenmeyi, kendini akışa bırakmayı… En çok da bırakmayı.

Mevsimlerin dili olsaydı; ilkbahar yeniden doğmayı ve canlanmayı, yaz hayatın coşkusunu ve canlılığını, kış içe dönmeyi anlatırdı. Sonbahar ise sessizce şunu söylerdi:

“Yavaşla.”

Bir yıl boyunca renk renge giriyoruz. Yaşıyor, öğreniyor, üretiyor, kararlar veriyoruz. Bazen verdiğimiz kararlardan pişman oluyor, bazen fikirlerimizi değiştiriyor, dün doğru bildiğimiz şeyin bugün bize ait olmadığını fark ediyoruz.

Ağaçlar da zamanı geldiğinde yapraklarını bırakıyor.

Biz de bazı düşüncelerimizi, korkularımızı, alışkanlıklarımızı ve artık bize iyi gelmeyen yükleri bırakıyoruz.

Çünkü her şeyi üzerimizde taşımak zorunda değiliz.

Yenilenebilmek için bazen dökülmek gerekiyor.

Geçtiğimiz günlerde iş yerinde, parke üzerinde küçücük bir yaprak gördüm. Kimsenin dikkatini çekmeyecek kadar küçük, kavrulmuş, kıvrılmış bir yapraktı.

Ben onu fark ettim.

Bir süre izledim.

Parkelerin birleştiği uzun çizgiye denk gelmişti. Yaprak, sanki kendisine çizilmiş bir yol varmış gibi o çizginin üzerinde kıvrıla kıvrıla ilerliyordu.

O an kendi kendime:

“Evet,” dedim. “Sen de kendi eksenin etrafında döneceksin. Kendi yolunu bulacak, kendi yolunu yaratacaksın.”

O küçücük yaprak bana çok şey anlattı.

Yavaşla.

Bekle.

Sabret.

Kendi yolunu bul.

Son zamanlarda ben de biraz yavaşladım.

Yavaşladıkça daha çok görmeye başladım.

Daha önce yanından geçip gittiğim ayrıntıları fark ettim. İnsanların söylediklerinin arkasında kalanları, hayatın küçük işaretlerini, kendi içimde olup bitenleri…

Yavaşlamak bana kaybetmek değil, fark etmek olduğunu öğretti.

Okuduğum Hakan Mengüç’ün İyi Beni Bulur kitabındaki içsel dönüşüm ve iyileşmenin gücü üzerine düşünceler de bu sürecime eşlik etti.

İnsan bazen kendini iyileştirecek gücü dışarıda arıyor. Birinin sevgisinde, birinin dokunuşunda, birinin gelip hayatını değiştirmesinde…

Oysa insanın kendini yenilemesini sağlayacak en güçlü şey, çoğu zaman kendi iradesidir.

Beni yenileyecek güç bir başkasının dokunuşunda değil, kendi irademde olmalı.

Bunun da bir zamanı var.

Tıpkı ağacın yaprağını zamanı geldiğinde bırakması gibi.

Zorlamadan.

Acele etmeden.

Kendi ritminde…

Çünkü düşen yaprak ağacı terk etmiyor.

Toprağa kavuşuyor.

Kendi ağacının dibine düşüyor ve bir süre sonra yeniden o ağacın yaşamına katkı sağlayacak bir döngünün parçası oluyor.

Düştüğü yerden yeniden hayatı besliyor.

İnsan da öyle.

Eski fikirlerimiz, yanlış kararlarımız, yaşadığımız hayal kırıklıkları, vazgeçişlerimiz… Hiçbiri bütünüyle boşa gitmiyor.

Hepsi içimizde bir yerde kalıyor.

Zamanla dönüşüyor.

Ve bir gün yeni fikirlerimizin, yeni kararlarımızın, yeni hâlimizin toprağı oluyor.

Carl Gustav Jung’un sözü burada geliyor aklıma:

“Ağaç göğe uzanmak istiyorsa köklerini derinlere salmak zorundadır.”

İnsan da yükselmeden önce derinleşiyor.

Biraz susuyor.

Biraz bekliyor.

Biraz kendini dinliyor.

Biraz da hayatın kendi ritmine güvenmeyi öğreniyor.

Sonbahar bana bunu hatırlatıyor.

Dökülmekten korkmamayı…

Her vedayı bir kayıp olarak görmemeyi…

Her sonun içinde yeni bir başlangıç için yer olduğunu bilmeyi…

Ve en önemlisi, yenilenmenin dışarıdan gelmek zorunda olmadığını.

Bazen insan kendi içinden yeniden doğuyor.

Sessizce.

Kimse fark etmeden.

İçten içe.

Şimdi kendime sık sık şu soruyu soruyorum:

“Hayatımda hangi yaprakları artık bırakmalıyım?”

Hangi düşünceyi?

Hangi korkuyu?

Hangi yükü?

Hangi alışkanlığı?

Hangi hikâyeyi?

Bir gün yolunun üzerinde düşmüş bir yaprak görürsen, üzerinden geçip gitme.

Bir an dur.

Bak ona.

Belki sana da bir şey söylüyordur:

“Yavaşla.”

“Sabret.”

“Kendi yolunu bul.”

Ve şunu hatırla:

Düştüğün yer, yeniden kök salacağın yer olabilir.

Artık biliyorum; insanın kendine giden yolu bulabilmesi için bazen önce yavaşlaması gerekiyor.

Çünkü hayatın en güzel dönüşümleri, çoğu zaman kimsenin görmediği yerde başlıyor.

İçimizde.

Hoş geldin Eylül…

Bize yavaşlamayı, bırakmayı, sabretmeyi ve yeniden başlamayı hatırlat.

Leyla GÖKER