Arabuluculuk müracaatı sürecinde dikkat edilmesi gereken hususlar

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Arabulucuya başvuru kenar başlıklı 13. Maddesinde; Taraflar dava açılmadan önce veya davanın görülmesi sırasında arabulucuya başvurma konusunda anlaşabilirler.

Arabuluculuk müracaatı sürecinde dikkat edilmesi gereken hususlar

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Arabulucuya başvuru kenar başlıklı 13. Maddesinde; Taraflar dava açılmadan önce veya davanın görülmesi sırasında arabulucuya başvurma konusunda anlaşabilirler. Mahkeme de tarafları arabulucuya başvurmak konusunda aydınlatıp, teşvik edebilir. (2) Aksi kararlaştırılmadıkça taraflardan birinin arabulucuya başvuru teklifine otuz gün içinde olumlu cevap verilmez ise bu teklif reddedilmiş sayılır. (3) (Ek: 12/10/2017-7036/21 md.) Arabuluculuk ücretini karşılamak için adli yardıma ihtiyaç duyan taraf, arabuluculuk bürosunun bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinin kararıyla adli yardımdan yararlanabilir. Bu konuda 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 334 ila 340 ıncı maddeleri kıyasen uygulanır.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. 
Bu düzenleme kural olarak getirilmiştir. Buna istisna ise 12/10/2017 tarihli ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ve ilişkili kanunlarda yapılan değişikliklerle arabuluculuğun dava şartı olan kısmının 01/01/2018 günü yürürlüğe girmesi ile olmuştur. Bu tarihten bu yana bu istisna uygulaması kamuoyunda o derece farkındalığa ulaşmıştır ki arabuluculuk denilince bu düzenleme akla gelmektedir. Umarız İş hukukundan kaynaklı ihtilafların çoğunluğunun dava şartı haline getirilmesi 2013 yılından beri yürürlükte olan tüm hukuki uyuşmazlıklardaki arabuluculuğun ateş fişeği fonksiyonunu ifa eder. 
Yazıda daha çok İş Mahkemeleri Kanunu ve ilişkili kanunlardaki düzenlemeler ile getirilen dava şartı arabuluculuk müracaatı sırasındaki tecrübeler paylaşılacaktır. 
Hangi tür ihtilaflar dava şartıdır? Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır, istisnası İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalardır. Bu istisnalar da yukarıda asıl arabuluculuk kuralını hatırlattığımız kapsamda taraflar arabulucu marifeti ile görülebilecektir. Arabuluculuğa elverişli olmayan husus 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklardır, bu tür ihtilaflar için öncelikle SGK’ya başvuru şartı getirilmiştir. Bunun istisnası ise hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleridir, bu durumda doğrudan dava açılacaktır, ancak Mahkemece SGK davadan haberdar edilecektir. 
Arabuluculuk kanun ve yönetmeliğine göre başvuru işlemleri adliyelerde arabulucu büroları veya büro bulunmayan yerlerde sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlükleri vasıtasıyla yapılmaktadır. Adliyelerde arabuluculuk bürolarının yeterince görünür yerlerde olması ve personelinin arabuluculuğun teknik bilgisi ile mahiyetine vakıf olmaları gerekmektedir. Bir nevi gelen başvurucuyla ilk ön arabuluculuk görüşmesini bu personel yerine getirmelidir. Başvuru da talep net bir şekilde açıklatılmalı, formda bulunan alanların düzgün doldurulması için gelenler aydınlatılmalı, iletişim bilgileri tam olarak dilekçe ve formlarda yer almalıdır. Gün geçtikçe bu konulara dikkat edildiği görülmekle birlikte halen formların düzgün şekilde doldurulmadığı, taranıp sisteme aktarılmadığı müşahede edilmektedir. 
Uygulamada arabulucu bürolarının dikkat etmesi gereken önemli husus dava şartı arabuluculuk kapsamındaki ihtilafların ön değerlendirmeye tabi tutulmasıdır. Bunun için çok teknik bilgiye gerek yoktur. İhtilafın temel olarak işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebi içerip içermediğine dikkat etmek yeterlidir. İşçi ve işveren alacak ve tazminatlarının kaynağı kanun veya bireysel veya toplu iş sözleşmesi olmalıdır. Bu kapsamda kanunun iş kanunu olması zorunlu değildir. Örneğin borçlar kanununa uygun olarak akdedilen ve temel olarak işçi ve işveren alacağı olarak nitelendirilebilecek ihtilafta müracaata konu edilebilir, bunun yanında eser sözleşmesi niteliğinde bir çalışma türü ancak ihtiyari kapsamda arabuluculuğa elverişli olabilir. 
Başvuran işçiler veya işverenlerin benzer nitelikteki arkadaşlarından duydukları sözlerle veya görsel ve yazılı medyada gördükleri ile doğrudan müracaat etmemeleri, öncelikle hizmet dökümlerine, banka hesaplarına veya bordro vs. belgelerine bakmaları faydalı olacaktır. Zira bir müracaat hem kendi iş gücünden kalmalarına, hem de arabulucu büroları ve arabuluculara ek külfet getirmektedir. 
Başvuru sonrası özellikle başvuranın iletişim bilgilerini muhafaza etmeleri, değişiklik varsa hemen bildirmeleri gerekmektedir. Her ne kadar her tür elektronik yolla taraflara ulaşım mümkün olsa da başvurana verdiği telefon veya adresten ulaşamamanın gerekçesi olmasa gerekir. 
Dava şartı konularda başvuru hiçbir ücrete tabi değildir. Böyle olmakla birlikte süreç tarafların anlaşması ile bittiğinde taraflar arabulucu ücretini karşılamak zorundadırlar. Anlaşmama durumunda ise hazineden karşılanan iki saatlik maktu ücret daha sonra davaya konu edilen durumda haksız çıkan tarafa yargılama gideri olarak yüklenecektir. Dolayısıyla müracaat kolay ve başlangıçta ücretsiz olsa da ihtimallere göre taraflara ücret tahakkuk edebilecektir. Bu gibi durumlarla karşılaşmamak için baştan iyi düşünüp ona göre hareket etmek gerekmektedir. 
İhtiyari arabuluculukta ise tarafların arabulucu kabulü ile başlayan süreç anlaşma olsa da olmasa da arabulucu ücreti ve süreçteki masraflar taraflarca karşılanacaktır. Bu tür uyuşmazlıklarda da taraflar arabulucu sürecine başlarken iyi düşünmeliler. Her ne kadar dava yoluyla takibe göre masraf ve ücret olarak daha küçük rakamlar olsa da bunu dava şartı arabuluculuk gibi zannedip ücretsiz olduğunu düşünenler olmaktadır. 
Başvuruyu yapacak kişiler yukarıda bahsedilen bürolara vasıtası ile müracaat yapabileceklerdir. Bu büroların yetkili büro olma şartı bulunmamaktadır. Örneğin Ankara’daki bir ihtilaf nedeniyle bilahare memleketi veya yeni işi nedeniyle Şırnak’ta bulunan bir kişi Şırnak arabuluculuk bürosuna gidip müracaatını yapabilir. Arka tarafta bu dosya sistem üzerinden Ankara’daki bir arabulucuya verilmekte işlemler Ankara’da yapılmaktadır. Bu yönüyle en yakındaki büroya başvurma, hızlılık ve ucuz ulaşım imkanını getirmiştir. 
Başvurana başvurduğu anda arabulucu bilgileri verilmektedir. Bazı başvurucular müracaat eder etmez arabulucuyu aramaktadırlar, bu şu yönüyle hatalıdır. Arabulucuya sistem üzerinden dosya gelmekte ve kendisine 24 saat içinde kabul süresi verilmektedir. Bu süre zarfında kendisine dosya atanmış arabulucu kabulü yapmadıkça resmi arabulucu değildir. Dolayısıyla müracaat sahibi başvuranın arabulucunun telefonunu ve davetini beklemesi gerekmektedir. 
Bazı durumlarda arabulucu işlemlere başladıktan sonra başvuran başvurudan vazgeçtiğini belirtmekte veya iletişim kanallarını kapatabilmektedir. Başvuranın bu tavrı hem ahlaken hem de hukuken sakıncalıdır. Zira bu durum genelde karşı tarafla haricen anlaşma halinde gerçekleşmektedir. Ahlaken uygun olmaması arabulucu ücretinden sakınma telaşıdır, hukuken sakıncası ise anlaşma tutanağının getirdiği hukuki güvenliğin hiçbir zaman harici anlaşma ile sağlanamamasıdır. Devletin arabulucuya verdiği ücretin mahiyetini anlatmaya gerek yok, eskilerin deyişiyle yetimin hakkı olan kaynak. Bu nedenle başvuranın farklı yollara başvurmadan arabuluculuğun kendi iradesi ile başladığı, arabulucunun faaliyeti ile karşı tarafın görüşmeye davet edildiği, yoğun emek sarfedilerek harici de olsa anlaşmanın sağlandığı, buradan kaynaklanan menfaatin yanında devletin kurduğu bu mekanizmanın ücretinin asgari olduğu, bunun da özellikle başvuran tarafından karşılanmasının çok doğal ve ahlaki olduğu gerçeklerinin gözden uzak tutulmaması gerekir. 
Son olarak arabuluculuk bizim medeniyetimizde çok eski bir uygulamadır. İleri medeniyet seviyesine ulaşmak derdimiz varsa bunu yaşatmak hepimizin görevi olmalıdır. 
Selam ve muhabbetle…
Mehmet Yılmaz Küçük

Ankara'nın Sesi Haber Sitesi

YORUM EKLE