*Hız Çağında “Durma” Cesareti*
Bugünlerde hepimiz bir yerlere geç kalmış gibiyiz. Sabah alarmıyla başlayan o bitmek bilmeyen maraton, gece başımızı yastığa koyana dek devam ediyor. Üstelik sadece fiziksel bir koşturmadan bahsetmiyorum; zihnimiz de en az ayaklarımız kadar yorgun. Peki, bunca hızın içinde gerçekten “yol alabiliyor” muyuz, yoksa sadece patinaj mı çekiyoruz?
Eskiden “Nasılsın?” sorusuna “İyiyim, hamdolsun” denirdi. Şimdilerde ise standart cevap: “Çok yoğunum.” Yoğun olmak, modern dünyanın bir statü sembolü haline geldi. Eğer ajandanız dolu değilse, telefonunuz susmuyorsa sanki hayatın dışında kalmışsınız gibi bir algı yaratılıyor. Oysa bu kontrolsüz hız, hayatın lezzetini bir posaya çeviriyor.
Bakın, burası çok kritik: Hız, detayları öldürür. Saatte 120 kilometre hızla giden bir aracın camından bakarken yol kenarındaki papatyaları göremezsiniz. Hayatı “otobanda” yaşayan bizler, yolun kenarındaki o küçük ama anlamlı güzellikleri görmeden varış noktasına kilitlenmiş durumdayız. Ama asıl hayat, o varış noktasında değil, geçtiğimiz yollarda gizli.
Peki, çözüm ne? Dünyayı durduramayacağımıza göre, kendi içimizdeki o hızı dengelemek zorundayız. Buna ben bilinçli duruş diyorum. Gün içinde sadece beş dakika, sadece beş dakika boyunca;
* Elinizdeki telefonu bir kenara bırakıp,
* Bir sonraki görevi düşünmeden,
* Sadece nefes aldığınızı hissederek durabiliyor musunuz?
Eğer bu size zaman kaybı gibi geliyorsa, hız tuzağına çoktan düşmüşsünüz demektir. Unutmayın ki en güçlü motorların bile soğumaya, en iyi sporcuların bile dinlenmeye ihtiyacı vardır.
Müzikte notaları anlamlı kılan, aradaki sessizliklerdir (eslerdir). O esler olmazsa, ortaya çıkan şey müzik değil, sadece gürültüdür. Kendi hayat bestemizi gürültüden kurtarmanın yolu, aralara o küçük sessizlikleri serpiştirmekten geçiyor.
Bugün kendinize bir iyilik yapın. Kimseyle yarışmadığınız, hiçbir yere yetişmediğiniz o durma anını kendinize hediye edin. Göreceksiniz ki durduğunuzda, dünya çok daha net ve renkli görünecek.
Çünkü bazen en hızlı yol, durup nereye gittiğine bakmaktır.
*YALÇIN SEVİM*

























YORUMLAR