Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Rahime AKTAŞLIOĞLU
Rahime AKTAŞLIOĞLU

MAHALLE KOKULU RAMAZANLAR

MAHALLE KOKULU RAMAZANLAR

 

Yazan: Rahime AKTAŞLIOĞLU

 

Ramazan’ın kokusu vardı eskiden.

Evet, bildiğin koku…

Sıcak pidelerin buharına karışan taş fırın dumanı, akşamüstü sulanmış toprak, kapı önlerine serilen kilimlerin tozu, annelerin tenceresinden yükselen o tanıdık yemek kokusu… Ramazan, mahalle mahalle yayılırdı. Aynı sokakta oruç tutan onlarca insanın nefesi birbirine karışırdı.

 

Mahalle demek, Ramazan demekti.

Herkes herkesi bilirdi. Kim evinde yalnız, kim hasta, kim iftara yetişememiş… İftar saati yaklaştığında kapılar kilitlenmezdi; tam tersine, sofralar çoğalırdı. “Bir tabak da şuraya koyalım” denirdi, kimin geleceği belli olmadan. Çünkü mahallede kimse ‘fazla’ sayılmazdı.

 

Çocukluğumda Ramazan, akşamüstü sokağa inmekti.

Top patlayacak diye koşuşturmak, fırından pideyi taşırken sıcaklığına dayanamayıp el değiştirmekti. Bazen bir lokma koparıp yolda gizlice yemek… Sonra suçlulukla annemin yüzüne bakmak. Ramazan, sadece aç kalmak değil; sabretmeyi, beklemeyi, paylaşmayı öğrenmekti.

 

Şimdi Ramazan geliyor…

Ama mahalleler suskun.

Kapılar daha kapalı, perdeler daha sıkı. Fırın kuyruğunda bile kimse kimseye bakmıyor. Aynı sokakta yaşıyoruz ama aynı hayata dokunmuyoruz. Sofralar var; fakat “bir tabak fazla koyalım” cümlesi eskisi kadar kolay çıkmıyor dudaklardan.

 

O eski mahalle Ramazanlarında, yoksulluk vardı belki…

Ama kimse yalnız değildi.

Bir tas çorba, bir selam, bir “iftara buyur” sözü; kalbi doyururdu. Şimdi imkanlarımız daha çok ama kalplerimiz daha temkinli. Paylaşmayı değil, yetişmeyi öğrendik sanki. Ramazan ise bizi hala yavaşlamaya çağırıyor.

 

Yine de inanıyorum…

Bir yerlerde hala mahalle kokulu Ramazanlar var.

Bir çocuk, iftara beş dakika kala kapı önünde bekliyorsa…

Bir komşu, tenceresini biraz büyük yaptıysa…

Bir anne, “belki biri gelir” diye sofraya bir tabak daha koyuyorsa…

Ramazan, hala eski yerinden tutunuyordur hayata.

 

Belki o eski mahalleler yok artık.

Ama mahalle olmak, hala mümkün.

Aynı apartmanda yaşadığımız insanı tanımakla başlar.

Aynı sofraya bir dua sığdırmakla büyür.

Ramazan, bize bunu fısıldar her yıl:

Mahalleyi arıyorsan, önce kalbinde kur.

 

Mahalle kokulu Ramazanlar…

Geri gelmez belki.

Ama kokusu hala içimizde.

Biraz durursak,

Biraz hatırlarsak,

O koku yeniden yayılır sokaklara. 🌙✨

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER