Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Naci Barışan
Naci Barışan

Neşet Günal: Anadolu’nun Sessiz Anıtları

Türkiye’de figüratif resmin öncü isimlerinden olan Neşet Günal, yalnızca Anadolu insanını betimlemekle kalmamış; Anadolu’nun kadim coğrafyasını taşı, toprağı, iklimi, belleği ve yazgısıyla birlikte tuvale taşıyan ender ustalardan biridir. Günal’ın resimlerindeki her kompozisyon, her el ve ayak formu, basit haliyle algılanan bir temsil olmaktan öte; çaresizliğin soğuk gerçekliğini imgeleyen birer simge, toplumsal hakikatin ince bir metaforu ve nihayetinde insanlık dramının alegorik bir karşılığıdır.

Neşet Günal’ın resminde dikkati çeken ilk unsur, figürlere yüklenen anıtsal niteliktir. Tansuğ’un gerçekçi bir titizlikle saptadığı üzere Günal’ın figürleri, Anadolu’nun bozkırına sinmiş o kadim direnci, suskun gururu ve kendine yetmeyi bilen kıraç yaşam biçimini taşır. Yine Tansuğ’un ifadesiyle Neşet Günal’ın resim anlayışı, başladığı ilk günden beri kendi özel yöresinden, bu yörenin renginden ve folklorik havasından kopmamıştır. Bu ısrarlı bağlılık, Günal’ı ve figürlerini özgün kılan en değerli unsurlardır. Bu figürler, geleneksel anlamıyla “yoksulluğun birer ucuz numuneleri” değildir; tersine, kendi varoluşunu çevresiyle özdeşleştirerek sürdüren, tökezlese de yere tam olarak düşmeyen, sabrı ve çaresizliği aynı beden dokusunda taşıyan koca bir insanlığın anıtlaşmış hâlleridir.

Günal’ın sanatının özgünlüğü, sadece konu seçiminin etnik, folklorik veya yerel bir çizgiye bağlanmasında değil; yöreyi sanatın süzgecinden geçirirken düşselleştirilmiş bir “Anadolu romantizmi” üretmeyi reddetmesinde yatar. Ergüven’in çözümlemesiyle modernitenin mekânı yerinden eden, yöreyi aşındıran etkisine karşı Günal bilinçli bir direnç gösterir; ancak bu direnç nostaljiye ya da duygusal idealizme teslim olmaz. Yöre, onun elinde geçmişin tortularından sıyrılarak yeniden kurulur ve tanımlanır; figürlerin anıtsallığı da bu güçlü müstahkem mevki üzerine kuruludur.

Günal figürünün asıl yüzü ellerdedir. Eller, kimi zaman üretim arzusunu, kimi zaman çaresizliği, kimi zaman da sessiz bir öfkenin gergin mafsallarını temsil eder. Ayaklar da benzer bir işlev üstlenir: Yerde kök salan, hem tutsaklığı hem de dayanıklılığı aynı anda anlatan bir varoluşun göstergeleridir. Böylece yüz, resmin asıl anlatı mekânı olmaktan çıkar; insanın kaderi ellerde ve ayaklarda görünür kılınır.

Günal’ın figüratif kompozisyonları teatral bir kurguyu hatırlatır; ancak bu teatral kompozisyon, yapaylıktan değil, hakikatin en yalın şekilde kurgulanmasından kaynaklanır. Kompozisyon, doğrudan gözleme dayanan basit bir taklidi değil, köy yaşamına ilişkin özgün bir anlatımı hedefler. Günal’ın “deformasyon” anlayışı da kendine özgüdür. Bu hâliyle Günal, modernist etkiyi yerel olanın güçlü etkisiyle eriterek bireysel bir figür dili kurmayı başarır.

Sorun”, “Duvar Dibi”, “Başakçı Kadın” ve “Korkuluklar” gibi seriler, bu bireysel figür dilinin en açık temsilleridir. Her biri, Anadolu insanının tarihsel ve toplumsal yazgısını tekil bir olay üzerinden değil, insanlık yazgısının sürekliliği üzerinden tartışmaya açar. “Duvar Dibi” eserindeki teatral düzenlemeler, hem bireysel hem de toplumsal bir ataletin simgesidir.

Figüratif resmin hak ettiği plastik derinliğe ulaşmasında büyük pay sahibi olan Neşet Günal, modern Türk resminde bir ekol yaratmayı mümkün kılan az sayıdaki isimden biridir. Onun resminde figür yalnızca insanı değil, insanın kaderini taşır; Anadolu yalnızca bir coğrafya değil, varoluşun gerçek zeminidir; sanat ise yalnızca estetik bir kaygı değil, gerçeğin dönüştürülme biçimidir.

Bugün, resimlerinde karşımıza çıkan o iri elleri, yorgun gözleri ve ağır bedenleri düşündüğümüzde, aslında sanatçının sessiz ama derin bir cümlesini duyarız:
“Gerçeklik, görünenin kendisi değil; görünmeyenin ardında saklı olandır.”

“Duvar Dibi III” (1972-1973), 152 × 245 cm, tuval üzerine yağlı boya.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER