Biyolog Birsel’in Seyir Defteri
12 Mart 1921 – İstiklâlin Biyolojisi
Bir milletin yalnızca bir marşı değil, bir karakteri yazıldı o gün.
“Korkma!” diye başlayan o ilk kelime, yalnızca bir şiirin değil, bir milletin genetik hafızasının ifadesidir. Çünkü bazı sözler vardır ki yalnızca duyulmaz; nesilden nesile aktarılır.
Bir biyolog olarak baktığımda, milletlerin de canlılar gibi yaşama refleksi olduğunu görürüm. Doğada her canlı, varlığını korumak için bir savunma sistemi taşır. Bir ağacın kökleri toprağa nasıl sıkı sıkıya tutunuyorsa, bir kuş yavrusunu korumak için nasıl kanatlarını açıyorsa, toplumlar da özgürlüklerini korumak için içgüdüsel bir direnç geliştirir.
Türk milletinin o direncinin adı ise İstiklâldir.
Biyolojide buna benzer bir kavram vardır: homeostaz.
Yani bir sistemin, kendini tehdit eden koşullara rağmen dengeyi koruma mücadelesi.
Bir millet için bağımsızlık da işte böyle bir dengedir.
Eğer o denge bozulursa toplumun bütün hücreleri — yani insanları — alarma geçer.
İstiklâl Harbi’ni bu gözle düşündüğümde şunu görüyorum:
Anadolu’nun dört bir yanında yaşayan insanlar, tıpkı bir organizmanın bağışıklık hücreleri gibi işgale karşı harekete geçti.
Kimi cephedeydi.
Kimi tarlada üretimle direnişi besliyordu.
Kimi bir dua ile, kimi bir mermi ile bu direncin parçası oldu.
Çünkü millet dediğimiz şey de bir organizmadır.
Onu güçlü kılan şey ise ortak hafızası, kültürü ve inancıdır.
Mehmet Akif Ersoy’un kaleminden dökülen o dizeler bu yüzden yalnızca bir şiir değildir; bir biyolojik refleksin, bir toplumsal savunma mekanizmasının sesidir.
“O benimdir, o benim milletimindir ancak.”
Bu söz aslında bir aidiyet bildirimidir.
Doğada hiçbir canlı yaşam alanını kolay kolay bırakmaz. Çünkü yaşam alanı, onun varlığının devamıdır.
Türk milleti için bu topraklar da işte böyledir.
Bu yüzden İstiklâl Marşı’nın sonundaki o güçlü ifade, biyolojik bir kararlılığı hatırlatır bize:
“Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!”
Çünkü özgürlük yalnızca bir siyasi kavram değildir.
Yaşamın kendisidir.
Nasıl ki oksijen olmadan hücre yaşayamazsa, özgürlük olmadan da bir millet yaşayamaz.
Bugün İstiklâl Marşı’nın kabulünün yıl dönümünde bir biyolog olarak şunu söylemek isterim:
Bir milletin gerçek gücü yalnızca ordusunda değil,
hafızasında, kültüründe ve birbirine duyduğu bağda saklıdır.
Ve o bağ güçlü olduğu sürece…
Bu milletin genetik hafızasında yazılı olan o ilk kelime her zaman yankılanacaktır:
Korkma.





























YORUMLAR