Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Rahime AKTAŞLIOĞLU
Rahime AKTAŞLIOĞLU

DİPTEN ZİRVEYE – Bir Kadının Yolculuğu

✍️ DİPTEN ZİRVEYE – Bir Kadının Yolculuğu

Bölüm 2

Yükün Ağırlaştığı An

Yazan: Rahime Aktaşlıoğlu

Hayat bazen tek bir olayla değil,
biriken küçük ağırlıklarla zorlaştırır insanı. O da dışarıdan bakınca hafif görünen ama içten içe büyüyen yüklerin altında yürüyordu.

Okula gidip gelirken yüzünde aynı ifade vardı:
Sakin.
Sessiz.
Duru.
Ama o duruluğun altında,
her gün yeni bir soruyu omzuna ekleyen bir derinlik vardı.

Derslere girmek, not tutmak, arkadaş edinmek…
Bunların hepsi bir yanılsama gibi geliyordu ona.
Çünkü sınıfın kapısından içeri giren bedeniydi;
aklı çoğu zaman evdeki düzen, bebeğinin ihtiyacı, ailesinin yük paylaşımı üzerindeydi.

Ailesi onun için elinden geleni yapıyordu:
Anneleri akşam yemeğini hazırlıyor,
kardeşler sırasıyla bebeğe bakıyor,
baba sabahları okula bırakıp akşamları alıyordu.

Ama kimsenin göremediği bir gerçek vardı:
Dışarıdan paylaşılan yükler,
kadının içindeki ağırlığı azaltmıyordu.

Bir gün okuldan dönerken kaldırımda yürüdü ve birden fark etti:
Gün bittiği halde kendine ait hiçbir anı olmamıştı.
Tüm gün birilerinin sorumluluğu, birilerinin sözü, birilerinin beklentisi vardı.
Kendi sesi, kendi isteği, kendi duygusu çok gerideydi.

O akşam ev kalabalıktı.
Kimi televizyon izliyor, kimi çay koyuyor, kimi bebekle oynuyordu.
Herkes iyi niyetle etrafında dönüyordu ama kalabalık bazen insanın içindeki yalnızlığı daha görünür kılar.

Bir ara balkona çıktı.
Hava soğuktu, şehir uzaktan gürültülüydü.
O ise kendi iç sesinin fısıltısını duyuyordu:

“Ben neredeyim?”

Bu soru onu ürküttü.
Çünkü yıllardır başkalarının mutluluğunu, yükünü, beklentisini taşırken kendi varlığı sessiz bir gölgeye dönüşmüştü.

Balkondan içeri döndüğünde
kimse onda bir değişim fark etmedi.
Oysa o an, iç dünyasında bir şey çatlamaya başlamıştı.

Ertesi gün okuldan döndüğünde
annesinin gözünde bir gölge gördü.
Yorgunluk mu, endişe mi, merak mı… tam adını koyamadı.

Annesi sadece şöyle dedi:
“Yolun zor kızım. Ama sen zoru seçtin.”

Kadın ilk kez
“Ben seçtim mi?”
diye sordu kendine.

Hayat, seçim ile mecburiyet arasındaki farkı bazen çok geç gösterirdi. O da bu farkı yeni yeni anlamaya başlıyordu.

Ve tüm bu iç çalkantının üzerine,
gerçek kırılma noktası yaklaşırken
henüz kimse bilmiyordu.

Bir telefon daha gelecekti.
Bir cümle daha duyulacaktı.
Bir duvar daha yıkılacaktı.

Ama o an, o kadına ait bir sır gibi
henüz kapalı duruyordu.

Devamı yarın…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER