KAYBOLAN DEĞERLER SERİSİ <6>
SAYGI
Bir zamanlar insanlar birbirine sesini yükseltmeden konuşurdu. Fikirler farklı olsa da üslup aynı kalırdı: saygılı.
Bugün ise en küçük anlaşmazlıkta sesler yükseliyor, kelimeler sertleşiyor, insanlar birbirini dinlemek yerine susturmaya çalışıyor. Çünkü artık sadece fikirler değil, saygı da kayboluyor. Saygı, sadece büyüklere yer vermek ya da resmi davranmak değildir. Saygı; karşındakini insan olarak kabul etmektir. Onun da bir düşüncesi, bir sınırı, bir değeri olduğunu bilmektir.
Mahremiyetin yok sayıldığı, merhametin zayıfladığı, adaletin sorgulandığı, vicdanın sustuğu ve güvenin sarsıldığı bir yerde saygının ayakta kalması zaten mümkün değildir.
Bugün sosyal medyada yapılan yorumlara bir bakın. İnsanlar tanımadıkları kişilere en ağır sözleri söyleyebiliyor. Bir sanatçının paylaştığı fotoğrafın altında ailesine küfredenler, bir düşünce yazısının altında karşısındakini “cahil” diye yaftalayanlar, bir trafik kazası haberi altında adeta infaz talep edenler… Çünkü karşısındakini bir insan olarak değil, sadece bir ekran olarak görüyor.
Oysa saygı, görünmeyen yerde başlar. Kimsenin görmediği anda nasıl davrandığın, aslında kim olduğunu gösterir. Saygının olmadığı bir toplumda insanlar birbirine tahammül edemez, iletişim kopar, güven tamamen yok olur. Ve en tehlikelisi şu olur: İnsanlar haklı olmayı, saygılı olmaktan daha önemli görmeye başlar.
Oysa gerçek güç, sesini yükseltmekte değil; karşındakini incitmeden kendini ifade edebilmektedir. Peki ne yapmalı? Çok basit: Bir sonraki tartışmanda karşındaki konuşurken sözünü kesme. Dijitalde bir yorum yazmadan önce şunu sor kendine: Bu cümleyi yüz yüze biri söyleseydi, aynı rahatlıkla sarf edebilir miydim? Cevabın “hayır” ise o yorumu silmekten çekinme.
Belki de yeniden başlamamız gereken yer çok basit: Önce kendimize, sonra birbirimize saygı duymayı hatırlamak.
Çünkü saygı yoksa, hiçbir değer uzun süre ayakta kalamaz.
H.Ü


























Hassasiyetle yazılmış yine güzel bir yorum