Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Elif Suna Kırbaşoğlu
Elif Suna Kırbaşoğlu

Seçici Kalp

Seçici Kalp

Kimse seni tamamlamak için gelmez.

Bunu anlamam biraz zaman aldı.

Kısa bir aradan sonra tıkandığımı sandığım bir dönemde, aslında içimde tamamlanan bir şeyin başka bir hale geçtiğini fark ettim.
Anlamlandıramadığım her şeyin bir kapanış, her kapanışın da başka bir açılış için zemin olduğunu gördüm.

Zihnimde kilitlenen, dönüp duran, kabullenmekte zorlandığım her duygu ve o duygulara sebep olan herkes…
Meğer hikâyemde bir yük değil, birer ilhammış.

Bunu fark ettiğimde içimde bir şey değişti.
Uyanmış, biraz yorulmuş ama aynı zamanda güçlenmiş olarak çıkmanın o sessiz hali…

Çünkü bazı eşiklerin adı sonradan konur.
Benimki, iyi niyetli olma devrinin kapanıp bilinçli seçim döneminin başlamasıydı.

O andan sonra hayat başka akmaya başladı.

Öyle insanlarla yolun kesişiyor ki…
Her duygunun bir karşılığı olduğunu görüyorsun.
Ve bu seni yalnızlık hissinden çekip alıyor.

Artık gözlerimi kapatmadan,
görerek seçiyorum.

Ama bu noktaya kolay gelinmiyor.

Büyük kelimelerin, büyük duyguların altında kaldığım zamanlar oldu.
Sürekli “biraz daha yetmeliyim” dediğim, kendimi zorladığım zamanlar…

“Sen istemeyi bilmiyorsun” dediklerinde,
istemeyi denediğim ama karşılığını bulamadığım anlarda,
“Ben bu hayatı yaşamayı beceremiyor muyum?” diye düşündüğüm günlerde…

Bir cümle içimi ısıttı:

“Elif… bir an gelir, istesen de istemesen de yalnızsındır.
Orası için yapılacak bir şey yoktur.
İnsanların verebilecekleri sınırlıdır.
Çünkü herkes kendi gerçeğiyle yaşar.”

O an durdum.

Ve bir şeyi fark ettim:

Suçladığım herkes,
aslında benim hikâyemde bir öğreticiymiş.

Ben eksik sandığım yerleri insanlarda ararken,
hayat bana kendimi gösteriyormuş.

O gün bir şeyi değiştirdim:
Suçlamayı bıraktım.

Hayatın içinde hep bir şeyleri tamamlamaya çalışıyoruz.
Sevgi, ilgi, umut, aidiyet…

Her biri, herkesin içinde başka bir yerde eksik.

Ve çoğu zaman bunları dışarıdan bekliyoruz.

Oysa eksik sandığımız şeyler, içimizde tamamlanıyor.
İnsanlar sadece bunu fark ettiren birer vesile.

Bu yüzden artık kimseyi suçlamıyorum.

Çünkü kimse eksik değil,
kimse fazla değil.

Herkes, olduğu kadar.
Ve herkes, birbirinin yolunda bir durak.

Asıl soru şu:

Hakem mi olacaksın, oyuncu mu?

Başkalarının hikâyesini yargılayan mı,
yoksa kendi hayatına inip yaşayan mı?

Benim cevabım net:

Sahaya inmek.
Görmek.
Hissetmek.

Hayatın neyi öğretmek istediğini fark ettiğin an,
açık kalp yerini seçici kalbe bırakıyor.

Açık kalp değil, seçici kalp.

Seçici kalp;
herkesi içeri almak değil,
doğru olanı içeri alabilmektir.

Seçici kalp kapanmak değil, kendini bilmektir.

Kimse seni tamamlamak ya da eksiltmek için gelmez.
Herkes, birbirinin kendini keşfinin bir anahtarıdır.

Hayatına giren ya yerini bulur…
ya da sana yerini gösterir.

Asıl mesele şu:

Sen artık kendini görüyor musun…
yoksa hâlâ başkalarında mı arıyorsun?

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER