GEÇMİŞE ÖZLEM: 90’larda Bir Pazar Günü…
Pazar günüydü…
Evde bir telaş yoktu ama
Herkes bir şekilde “yerli yerindeydi.”
Mutfaktan gelen o koku…
Annemin yaptığı kek.
Fırının kapağı her açıldığında
Ev biraz daha “yuva” olurdu.
Biz sabırsız…
“O oldu mu?” diye başında bekler,
Dilimlerken çıkan o buharı izlerdik.
Sıcaktı…
Ama beklemek aklımıza gelmezdi.
Sokak çağırırdı sonra.
Elimizde çekirdek,
Dizlerimiz yara bere içinde,
Ama umurumuzda değil…
İp atlardık saatlerce,
“Yandın!” diye bağırır,
Sonra tekrar gülerdik.
Mahalle dediğin…
Sadece evlerin olduğu yer değildi.
Birbirini tanıyan kalplerdi.
Akşamüstü…
Biraz serinlik, biraz yorgunluk.
Ama içimiz dolu dolu.
Sonra o an gelirdi…
Pazar akşamı banyosu.
Sıcak suyun buharı,
Temiz pijamalar,
Saçlarımızdan gelen sabun kokusu…
Annemin sesi:
“Yarın okul var, erken yatın.”
İçimizde hafif bir burukluk…
Ama bir yandan da garip bir güven.
Çantalar hazırlanırdı,
Defterler kontrol edilir,
Ütülenmiş kıyafetler sandalyeye bırakılırdı.
Her şey hazırdı…
Hayat bile.
Şimdi…
Kekler var ama o koku yok.
Sokaklar var ama o oyun yok.
Evler var ama o “yuva” hissi eksik.
Çünkü biz…
Sadece çocukluğumuzu değil,
Birlikte mutlu olmayı bıraktık o pazar günlerinde.
Ve en çok da…
Hiç fark etmeden…
Yazan: Rahime AKTAŞLIOĞLU ✍️




























YORUMLAR