Kuyular Değil, Yollar Açalım.
Garip bir çağın içindeyiz. İnsan, kendi hayatına yön vermek yerine başkasının yoluna taş koymayı marifet sanıyor. Hedef belirlemek, emek vermek, düşmek ve yeniden kalkmak… Bunlar artık çoğu kişi için yorucu birer uğraş gibi görülüyor. Oysa aynı enerji, hatta daha fazlası; bir başkasının ayağını kaydırmak, hevesini kırmak, yolunu kesmek için harcanıyor.
Kendimizle yüzleşmekten kaçtıkça, başkalarının hayatına müdahale etmeyi bir “aksiyon” zannediyoruz. Halbuki asıl aksiyon, insanın kendi içindeki boşlukları doldurmasıdır. Kendi karakterine saygı duyması, kendini sevmesi ve kendi yolunda ilerlemesidir. Ama biz, kendi yolumuzu inşa etmek yerine başkasının yolunu bozmayı seçiyoruz.
Güvenin buharlaştığı bir toplumdayız. Sanki dünya bir dergâh, insanlar mürid… Ama öyle bir hâl ki, mürid müridden kaçar olmuş. Kimse kimseye omuz vermiyor, kimse kimsenin yükünü hafifletmiyor. Herkes birbirine şüpheyle bakıyor. Sevgi ise derinliğini yitirmiş, yüzeyde dolaşan bir alışkanlığa dönüşmüş. Oysa alışkanlıklar değişir; hisler dönüşür. Ama gerçek sevgi ve aşk, bir kere kalbe yerleşti mi, kolay kolay çıkmaz.
Belki de en acı olanı, kadınların kadınlara yaptıklarıdır. Bir kadının kendi yolunu bulması, hedeflerine doğru yürüyebilmesi; bazılarını ilhamlandırmak yerine rahatsız ediyor. Kendi yolunu çizemeyen, başkasının yolunu silmeye çalışıyor. Hedef belirlemek yerine, hedefi olanı aşağı çekmek daha kolay geliyor. Çünkü üretmek emek ister; yıkmak ise yalnızca niyet.
Oysa bir kadının bir kadına uzattığı el, sadece iki insanı değil, bir toplumu iyileştirir. Şefkat bulaşıcıdır. Destek çoğaldıkça büyür. Birbirimizin kuyusunu kazmak yerine, birbirimize yol açsak… Birbirimizin omzuna basmak yerine, omuz versek… Hayat, hepimiz için daha yaşanabilir bir hâl almaz mı?
Unutuyoruz: Başkasını aşağı çekerek yükselmek mümkün değildir. Olsa olsa hep birlikte daha da aşağı ineriz. Ama birbirimizi yükselterek, birlikte daha sağlam bir zemin kurabiliriz.
Artık kuyular kazmayı bırakıp yollar açmanın zamanı gelmedi mi?
DÜŞ ÇOBANI
Müyesser DOĞAN


























Tebrikler, emeğinize, kaleminize sağlık…✒️önemli bir konuya değinmişsiniz. İnşallah çok fena olmadan uyanırız, zira gidiş, gidiş değil…