Aynı Gökyüzü, Farklı Ufuklar
İnsan aynı yolda yürür ama aynı ufka varamaz. Kimi çamurun içinden geçerken yalnızca ayağını düşünür; kimi ise aynı yolun sonunda göğün rengini bile okumayı başarır.
Aynı toprağa basarlar; fakat biri sadece izi görür, diğeri yolun sonundaki aydınlığı…
Yani herkes aynı gökyüzüne bakar ama gökyüzünü göremez.
Kimi yalnızca gözünün gördüğünü gerçek sanırken, kimi ileride görünmeyeni hisseder; söylenmeyeni duyar. Suskunluğun bile bir dili, bir resmi olduğunu bilir.
Çünkü insanın asıl değeri, çıktığı makamlarla değil; ulaştığı idrakle ölçülür.
Her ruhun bir ufku vardır.
Bu ufuk ne zenginlikle genişler ne de unvanla…
Kimi insan vardır; ömrü boyunca aynı yerde yaşar, ama gönlü gökyüzü kadar geniştir. Kimi insan ise, dağların zirvesine çıksa bile bakışları, ayaklarının bir adım ötesine geçemez.
Oysa yükseklik, bulunduğun yer değil, görebildiğin yerdir.
Bir kartalın kanat çırptığı yükseklikten gördüğü manzarayı, denizin derinliklerinde yaşayan bir balığın bilmesi mümkün değildir. Aslında bu balığın eksikliği de değildir; Kartal’ın üstünlüğü de…
Sadece bulundukları yer ve olanak farkıdır.
İnsanlar da işte böyledir.
Aynı cümleyi dinler; biri sadece kelimeleri işitir, diğeri kelimelerin taşıdığı en ince yarayı hisseder.
Aynı olaya bakar; biri hüküm verir, diğeri anlamaya çalışır.
Çünkü idrak, yalnızca bilgiyle değil; yaşanmışlıkla, merhametle ve gönül olgunluğuyla büyür.
Bu yüzden herkes aynı acıyı anlayamaz. Derdi olmayan, dertliyi teselli edebilir belki; ama onun yüreğinde kopan fırtınayı hissedemez.
Gecesi uykusuz geçmeyen biri, sabah ezanına karışan gözyaşını nasıl tarif edebilir ki?
Sevdiği birini kaybetmeyen, kaybetmenin sessizliğini nereden bilebilir?
İnsan bazen anlaşılmadığı için üzülür.
Oysa belki de mesele anlatamamak değildir. Belki de karşımızdaki, bulunduğumuz idrak merhalesine henüz ulaşamamıştır.
Çünkü her bakış aynı değildir.
Her gönül aynı derinlikte yankılanamaz.
Kartal göğe bakarken sadece mesafeyi görmez; rüzgârın yönünü de okur.
Serçe ise aynı gökyüzünde güvenle konabileceği bir dal arar.
İkisi de uçar,
Ama aynı göğü yaşayamaz.
Tıpkı insanlar gibi…
Kimileri yalnızca yaşar.
Kimileri ise yaşadığını idrak eder.
Hepimizin hayat hikâyesi ve imtihanları farklıdır.
Ve insanın gerçek değeri, ne çıktığı tepelerde ne oturduğu makamlarda ne de taşıdığı unvanlarda saklıdır.
Gerçek olgunluk; bir kalbi incitmemekte, bir acıyı hissedebilmekte, görünmeyeni görebilmekte ve başkasının sessizliğini duyabilecek kadar derinleşebilmektedir.
Çünkü herkes gökyüzüne bakabilir ama herkes ufku göremez.
Ufku gören yalnızca içindeki sınırları aşabilenlerdir…































YORUMLAR