Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Hülya Özyürek
Hülya Özyürek

SESLER

Piyanonun tuşlarından herhangi birine bastığınızda, bu tuşla bağlı olan teller titremeye başlar. Notaların daha pes ya da daha tiz olmasının hiçbir önemi yoktur. Aynı frekansta olmaları, titreşime geçmeleri için yeterlidir.

Bu bilgiye vakıf olduğumdan beri rezonans kanunu üzerine düşünüyor ve araştırıyorum. Abartıyor muyum acaba? Sıradan yaşarken sorgulamayı düşünemediğimiz birçok şeyin farkına varmak, ilginçtir.

 

Farkına varabildiğimiz tek şey hep bir yolcu olmamızdır. Hep bir hareket halindeyiz.

 

Bugün gözlerimi kapattığımda içinde bulunduğum vasıta beni şaşırttı. Bir vapurdayım.

 

Yine bilinç akışındayım.

 

Ne olursa olsun artık ilerliyorum, zaman gerçekliğinde kendimi izliyorum galiba.

 

Galiba kendimi fark edip, bedenimi ve ruhumu izlerken, onlara yabancılaştığım, hayalimin ötesinde gerçek olabiliyorum.

 

Başka bir boyut mu?

 

Bilmiyorum.

 

Ama oradayım, benim işte…

 

Elime elimle dokunup da his duyamadığım bir ben.

 

Kendini fark eden, fakat onun da başka biri olduğunu düşünerek izleyen bir ben…

 

Vapur ve martı seslerinin iç içe geçerek işittirdiği gerçekliği ya da gerçek sandığımız alemin diğer seslerini çözmeye çalışıyorum. Karmaşık ses skalasında ne olduğunu çözemediğim zamanı dinliyorum.

 

Ne kadar çok gürültü var! Kulaklarımı kapatmak yerine bir an dinlemeyi seçiyorum.

 

Hepsini ayrıştırıp anlamak mümkün mü? Bir an ayırmak istiyorum, olmuyor…

 

Biraz daha dikkat ediyorum: Satıcılar, düdükler, deniz, su sesleri, dalgalar, martılar, çığlıklar, bağrışlar, çağrışlar, neler neler…

 

Bir senfoni gibi sunuyor,

 

Birbirini tamamlayarak devam ediyorlar. Ne anlatılıyor bilmiyorum ama bir titreşim, bir salınım ve nihayetinde evrende kayda geçiyor her şey.

 

Başka başka frekanslarda yayınlar kendini duyurmaya çalışıyor.

 

Radyo gibi.

 

Birbirleriyle çarpışıp cızırtı yapıyorlar.

 

Dalgalardan biri diğerini bozabiliyor.

 

Çatışıyorlar.

 

Fakat sesler… Sesler bazen daire, bazen çizgi desenlerle yayılıyor.

 

Elimle tutup dalga desenlerini ayıracak gibi oluyorum.

 

Bir harmoniyi fark ediyorum.

 

Dünyanın kalp atışlarını dinliyorum, dilini anlamayacak olsam da.

 

Çok övündüğümüz sanayi devriminin devinimi neticesi manyetizmasını bozduğumuz yaşlı dünyamızda kendimizi dengelemeye çalışıyorum…

 

Bozukluk ne acaba?

 

Komplo teorisyenlerinin savunduğu algılarımıza ve dünyamıza takla attıracak olan ne?

 

Ne oluyor da bozuluyor? Bir çarpışma mı? Bir kıvılcım mı? Ne?…

 

Oysa bilmiyorlar ki

 

“Siz kendinizi sahipsiz mi sanırsınız?” diyor sistemin sahibi.

 

Silkeleniyoruz,

 

Her şeyin kontrol altında olduğunu anlayıp kendimizi biliyoruz.

 

Mevlana’ya sormuşlar ya, “Bunca gezdin okudun da ne bilirsin?” diye.

 

Cevap çok manidardır:

 

“Haddimi bilirim, haddimi.”

 

Yeniden buluşmak dileğiyle.

YORUMLAR

4 adet yorum var

  1. Yazınız bana şunu hissettirdi: Bazen dış dünyadaki titreşimleri anlamaya çalışırken aslında kendi iç sesimizi dinliyoruz. Rezonans kavramını yalnızca fiziksel bir olay olarak değil, insanın ruhuna dokunan bir metafor olarak işlemeniz çok etkileyiciydi. Okurken kendimi vapurun güvertesinde etrafımdaki sesleri tek tek dinlerken buldum. Günlük hayatta fark etmeden geçtiğimiz ayrıntıları sorgulamaya davet eden bir yazı olmuş. Her cümlesine katılmak gerekmese de, insanı düşünmeye sevk etmesi bence yazının en güçlü yanı. Sonunda Mevlânâ’nın “Haddimi bilirim.” sözüyle yaptığınız bağ ise metne güzel bir denge katmış. Emeğinize sağlık.

  2. İlk olarak emeğinize sağlık.Günümüzde çoğu insanların kaybettiği ve hatırlaması gereken hisleri yeniden canlandırıyor olmanız.Devamını bekliyoruz….

    1. Gülhanım hocam güzel bakışınız yorumunuza yansıyor, ne güzel şeyler söylüyorsunuz. Sizin yazılarınızı da kaçırmadan okuyorum. Teşekkürler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER