BİR EVİ DEĞERLİ YAPAN NEDİR?
“Ev Alma, Komşu Al”
Atalarımızın yüzyıllar önce söylediği “Ev alma, komşu al.” sözü, bugün belki de her zamankinden daha büyük bir anlam taşıyor. Çünkü bir evi değerli yapan sadece bulunduğu konum, manzarası ya da metrekaresi değildir. Asıl değer, o evde huzur içinde yaşayabilmektir.

Şöyle düşünelim; yaşadığımız herhangi bir sağlık sorunu, acil bir durum ya da beklenmedik bir olay karşısında yardım isteyeceğimiz ilk kişi çoğu zaman komşumuzdur. Yakınımızda olmayan akrabalarımızdan önce kapısını çalabileceğimiz kişi, aynı apartmanı paylaştığımız komşumuz olabilir. İşte bu nedenle komşuluk, sadece yan yana oturmak değil; güven, dayanışma ve saygı içinde yaşamaktır.
Ne yazık ki son yıllarda bu kültürün giderek zayıfladığına tanık oluyoruz. Selamlaşmanın yerini sessizlik, dayanışmanın yerini ise şikâyetler almaya başladı. Apartman yaşamında en sık karşılaşılan sorunlardan biri de gürültüdür. Gece geç saatlerde yüksek sesle müzik dinlemek, eşyaları sürüklemek, bağırarak konuşmak veya ortak yaşam kurallarını hiçe saymak, komşular arasında ciddi huzursuzluklara neden olabiliyor.
Çoğu zaman küçük bir rahatsızlık olarak başlayan bu sorunlar, çözülmediğinde hukuki süreçlere, komşuluk bağlarının kopmasına ve ne yazık ki zaman zaman kamuoyuna yansıyan acı olaylara kadar uzanabiliyor. Böyle durumlar yalnızca insanların huzurunu değil, yaşadıkları apartmanın ve mahallenin algısını da olumsuz etkileyebiliyor. Huzursuzluğun hâkim olduğu bir bina, zamanla alıcılar ve kiracılar açısından daha az tercih edilen bir yer hâline gelebiliyor.
Bir zamanlar komşuluk, sadece yan yana oturmak değildi. Kapılar daha sık çalınır, bir tabak yemek paylaşılır, çocuklar aynı sokakta birlikte büyürdü. Hastalıkta da sevinçte de ilk uzanan el komşunun eli olurdu. Bugün ise şehirleşmenin, yoğun yaşam temposunun ve bireyselleşmenin etkisiyle aynı apartmanda yıllarca yaşayıp birbirinin adını bilmeyen insanlar hâline geldik. Elbette günümüzde de güzel komşuluk örnekleri var. Önemli olan, bu kültürü yeniden güçlendirebilmektir.
Bu nedenle ev satın alırken veya kiralarken yalnızca dairenin özelliklerine değil, yaşayacağımız apartmanın kültürüne ve komşuluk ilişkilerine de dikkat etmeliyiz. Apartman yöneticisiyle konuşmak, bina hakkında bilgi almak ve yaşam düzenini gözlemlemek, doğru karar vermemize yardımcı olabilir.
Elbette gürültü nedeniyle huzurun bozulması durumunda vatandaşların yasal hakları da bulunmaktadır. Öncelikle sorun karşılıklı diyalog yoluyla çözülmeye çalışılmalıdır. Sonuç alınamazsa apartman yönetimine başvurulabilir. Sorunun devam etmesi hâlinde ise ilgili kamu kurumlarına veya kolluk kuvvetlerine şikâyette bulunulabilir. Kabahatler Kanunu’nun 36. maddesi, başkalarının huzur ve sükûnunu bozacak şekilde gürültüye neden olan kişiler hakkında idari yaptırım uygulanmasına imkân tanımaktadır. Ayrıca Kat Mülkiyeti Kanunu, kat maliklerinin ve kiracıların birbirlerini rahatsız etmeyecek şekilde davranmalarını öngörmektedir.
Kanunlar elbette gereklidir. Ancak huzurlu bir apartman hayatının temelinde cezalar değil, karşılıklı saygı, anlayış ve komşuluk bilinci vardır.
Atalarımızın bir başka sözü de bunu en güzel şekilde anlatır: “Komşu komşunun külüne muhtaçtır.” Bu söz, sadece yardımlaşmayı değil, birlikte yaşamanın sorumluluğunu da ifade eder. Hayatın hangi anında bir bardak suya, bir anahtarı emanet edecek güvenilir bir insana ya da acil bir yardım eline ihtiyaç duyacağımızı bilemeyiz. İşte o anda en yakınımız çoğu zaman komşumuz olacaktır.
Bu yazıyı, son yıllarda giderek zayıflayan komşuluk ilişkilerine dikkat çekmek amacıyla kaleme aldım. Gelin, apartmanlarımızı sadece aynı binayı paylaştığımız yerler olmaktan çıkarıp; selamın eksik olmadığı, birbirimize saygı duyduğumuz, çocuklarımızın güven içinde büyüdüğü ve gerektiğinde birbirimize destek olduğumuz yaşam alanlarına dönüştürelim.
Çünkü gerçek zenginlik, sadece güzel bir eve sahip olmak değil, o evde huzur içinde yaşayabilmektir.
Unutmayalım; iyi bir komşu, bazen en değerli gayrimenkulden bile daha kıymetlidir. Sessiz bir apartman, huzurlu bir yaşamın başlangıcıdır. Bir evi değerli yapan beton değil, komşuluk kültürüdür.
Bir dahaki yazımda buluşmak ümidiyle…
Keyifli okumalar dilerim.
Yazan: Leyla GÖKER
































YORUMLAR