MAARİFİN KALBİNDE YANAN IŞIK RAMAZAN
Yazan: Rahime AKTAŞLIOĞLU
Ramazan, çocukluğumdan beri aynı kokuyla gelir bana.
Akşamüstü sokaklara yayılan pide kokusu, iftara dakikalar kala mutfaktan yükselen telaş, cami avlusunda bekleyen insanların sessiz sabrı…
Sanki zaman yavaşlar, kalpler biraz daha yumuşar, insanlar biraz daha “insan” olurdu.
Bizim mahallede Ramazan demek;
kapı kapı dolaşıp iftara davet edilen komşular,
aynı tencereden paylaşılan çorba,
bir lokmayı bölüşmenin utanılmadan, gurur duymadan yaşandığı günlerdi.
Elektriklerin kesildiği akşamlarda mum ışığında edilen dualar,
sahura kalkarken uykulu gözlerle içilen bir bardak su…
Her şey yavaştı ama çok gerçekti.
Yıllar geçti.
Mahalleler büyüdü, sokaklar kalabalıklaştı, sofralar çeşitlendi.
Ama Ramazan’ın kalbi değişmedi.
Hâlâ bir çocuğun iftar vaktine bakarken sabırsızlanan gözlerinde,
hâlâ bir annenin “komşuya da tabak götür” deyişinde,
hala bir babanın iftar duasında titreyen sesinde yaşıyor.
Bugün “Maarifin Kalbinde Ramazan” denince, ben sadece bir etkinliği değil;
değerlerimizi, paylaşmayı, beklemeyi, sabretmeyi, şükretmeyi hatırlıyorum.
Okul bahçesinde koşturan çocukların yüzünde o eski Ramazanların izi var.
Belki aynı mahallede büyümediler ama aynı duaya “amin” diyorlar.
İşte bu, kalpten kalbe geçen bir miras.
Ramazan, bize hızlanmayı değil yavaşlamayı öğretir.
Daha çok tüketmeyi değil, daha çok fark etmeyi…
Daha çok konuşmayı değil, biraz susup dinlemeyi…
Belki de bu yüzden en çok Ramazan’da “kalbimizi” duyarız.
Ve ben her Ramazan şuna inanırım:
Zaman değişir, mekan değişir, imkanlar değişir…
Ama bir çocuğun iftar saatini beklerken attığı kalp atışı hiç değişmez.
İşte Ramazan tam olarak oradadır:
Maarifin de, insanın da, hayatın da kalbinde…
































YORUMLAR