BELİRSİZLİĞİN REFAHINDA BOĞULUYORUZ.
Hayattan beklentiniz ne?
Cevap veremeyen çok insan var.Zihnindeki’nin tek doğru olduğunu düşünen
Ama asıl problem beklentinin olmaması değil; insanların ne istediğini bilip, söyleyememesidir.
Çünkü modern insan konuşmuyor, ima ediyor.
Hissetmiyor değil; hissettiğini saklıyor.
Açık iletişim kurmayan bir toplum, gerçeği değil varsayımları yaşar.
Varsayımlar ise ilişki değil, zihinsel bir kaostur.
Ve kaos, zamanla insanı tüketir.
Birini aptal yerine koymak, zekâ göstergesi değildir.Kendi zekanızın kapasitesiyle yaptığınız analizin sonucu sizi aptal yerine de koyabilir.
Bu sadece bir illüzyondur.
Çünkü küçümsenen insan değil, küçümseyen kişinin algısı daralır.
Ve daralan algı, eninde sonunda sahibini yanıltır.
En büyük pişmanlık yapılanlar değil, yapılmayanlardır.
Çünkü yapılan her şeyin bir sonu vardır.
Ama söylenmeyen her şey büyür.
Sessiz kalınan her cümle, zihinde tekrar tekrar kurulur.
Ve insan en çok kendi içinde kurduğu cümlelerden yorulur.
Belirsizlik romantik değildir.
Belirsizlik “beklemek” değildir.
Belirsizlik, zihnin kendi kendini kemirmesidir.
İnsan ne olduğunu bilmediği şeyle barışamaz.
Ve barışamayan zihin, sürekli savaş üretir.
Empati yanlış anlaşılmamalıdır.
Empati, “aynı şeyi hissetmek” değildir.
Empati, karşındakinin nerede yaralandığını görebilmektir.
Her acı konuşularak çözülmez.
Bazı acılar sadece fark edilmek ister.
Ve bazen en güçlü destek, hiçbir şey söylemeden yanında durmaktır.Refâkat etmek.
Değer vermek bir müdahale biçimi değildir.
Değer vermek, karşı tarafı yeniden inşa etmeye çalışmak hiç değildir.
Değer vermek, onu olduğu haliyle görebilme cesaretidir.
Ve bu cesaret, çoğu insanın sahip olamadığı en zor şeydir.Cesaret yoksulu bir çağ.
İnsanların en büyük yanılgısı şudur:
Sevgi, açıklama gerektirmez sanırlar.
Oysa açıklanmayan her şey, zamanla yanlış anlaşılır.
Yanlış anlaşılan her şey, uzaklaştırır.
Ve uzaklık, çoğu zaman sevginin değil, iletişimsizliğin sonucudur.
İnsanlar “zor değil” dedikleri şeyleri bile konuşamaz hale geldiğinde, artık sorun duygular değil, ifade yetersizliğidir.
Ve ifade edilmeyen her şey, ilişkilerin içinde sessiz bir çöküş başlatır.
Gerçek şu:
Cesaret, büyük konuşmak değildir.
Cesaret, gerçeği net söyleyebilmektir.
Ve netlik, her zaman konforlu değildir.
Ama konforlu olmayan şeyler, çoğu zaman gerçektir. Bu gerçeklik’ten kaçmak yetişkin olamayanların eylemidir.
Ve en sonunda:
İnsan en çok başkalarından değil, kendi söyleyemediklerinden kaybeder.Bence insan vazgeçmenin kaybetmek olmadığını öğrendiğin de yetişkin olmuştur .Bazen hayat’a ve insanlara yüklediğiniz anlamlara reset atmak gerekir. Huzurlu bir yaşam için.
Yaşamak güzel şey vesselam.
Devam.
Müyesser DOĞAN
































YORUMLAR