TEKNOFEST Şanlıurfa: 1.300.000 Katılım
Binlerce yıl önce insan, taşa ve toprağa dokunarak bu coğrafyada iz bıraktı; bugün modern insan aynı topraklarda teknolojinin kanatları altında buluştu.
Medeniyet dediğimiz şey, eskinin ve yeninin buluşması, birbirine dokunması, harmanlanması değil de nedir?
Bir tarafta insanlık tarihinin binlerce yıllık izlerini taşıyan Şanlıurfa, diğer tarafta geleceğin teknolojileri…
Geçmişin taşlarıyla geleceğin kanatlarının aynı gökyüzü altında buluştuğu yere gidiyoruz.
O hâlde TEKNOFEST Şanlıurfa diyorum.
Buyurunuz…
İnsanlığın en eski yerleşim coğrafyalarından birinde geleceğin teknolojilerini sergilemek nasıl bir karşılaşmadır?
Havacılık, bana göre bir ülkenin dünyaya kendini gösterdiği en güçlü alanlardan biridir. Çünkü gökyüzüne kaldırdığınız her araç yalnızca metalden, motordan ve kanattan ibaret değildir. Ardında mühendislik vardır, bilim vardır, yetişmiş insan gücü vardır; yıllara yayılan araştırma, üretim kapasitesi ve gelecek planları vardır.
TEKNOFEST gibi organizasyonlarda sergilenen millî teknolojilere de bu yüzden yalnızca birer araç olarak bakmamak gerekir. Orada bir ülke aslında neleri üretebildiğini, hangi teknolojilere yatırım yaptığını ve gelecekte nerede olmak istediğini de ortaya koyar.
Bir şehre 1,3 milyon insanı teknoloji için getirebiliyorsanız, orada yalnızca bir festival düzenlemiyorsunuzdur. Merakın yönünü de değiştirmeye başlamışsınızdır.
Bu rakamlar, bir merakın insanı sürüklediği yerdir.
Peki 1,3 milyon insanı Şanlıurfa’da aynı gökyüzünün altında buluşturan şey yalnızca uçaklar, insansız hava araçları ya da sergilenen teknolojiler olabilir mi?
Bence değil.
İnsan merak eden bir varlık. Binlerce yıl önce taşı neden yonttuysa, gökyüzüne neden baktıysa bugün de aynı dürtüyle bir uçağın nasıl havalandığını, bir teknolojinin nasıl üretildiğini, yarının dünyasının nasıl şekilleneceğini görmek istiyor.
Belki de TEKNOFEST için Şanlıurfa’nın seçilmiş olmasının beni bu kadar etkilemesinin nedeni budur.
Aradan binlerce yıl geçti ama insanı geleceğe taşıyan o duygu değişmedi: merak.
Savunma sanayii bir ülkenin omurgasıdır.
Çünkü savunma dediğimiz şey yalnızca silah üretmek değildir; teknoloji, mühendislik, haberleşme, havacılık, yazılım, malzeme bilimi ve yetişmiş insan gücünün aynı hedefte buluşmasıdır.
İnsanlık tarihi boyunca toplumlar kendilerini korumanın yollarını aradı. Önce taş vardı, ok vardı, surlar vardı. Sonra barut, top, gemiler ve uçaklar geldi.
Bugün ise insansız hava araçlarını, yapay zekâyı, elektronik harp sistemlerini ve uzay teknolojilerini konuşuyoruz.
Araçlar değişti; insanın güvenliğini sağlama ihtiyacı değişmedi.
Fakat bugün önemli olan yalnızca sahip olmak değil, üretebilmek. Çünkü bir ülkenin kendi mühendisini yetiştirmesi, kendi teknolojisini geliştirmesi ve kritik alanlarda dışa bağımlılığını azaltması, savunma kapasitesinin önemli parçalarından biridir.
İşte TEKNOFEST’e baktığımda benim gördüğüm yalnızca gökyüzünde süzülen uçaklar değil.
Bir fikrin çizim masasından kalkıp gökyüzüne ulaşmasına kadar geçen yılları; mühendisleri, teknisyenleri, gençleri ve henüz “Ben de yapabilir miyim?” diye soran çocukları görüyorum.
Çünkü belki de yarının mühendisleri, bugün o gökyüzüne hayranlıkla bakan çocukların arasından çıkacak.
Bu büyük buluşmaya katılan, emeği geçen herkese ve bu yolculuğa öncülük eden TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Selçuk Bayraktar’a şükranlarımı sunuyorum.
İnsan, merak ettiği sürece arar; aradığı sürece öğrenir, öğrendiği sürece üretir.
Merakınız rehberiniz olsun.
Keyifli okumalar diliyorum efendim.
































YORUMLAR