Bir Biyologun Seyir Defteri
Isparta’nın Kokulu Pembe Gülü:
Kokusu ve frekansı ile Hatırlanan gülün aşk hali
Bazı duygular Bazı kokular yıllar geçse de hafızalardan silinmez.
Isparta’nın kokulu pembe gülü, işte tam da böyledir… Görülmeden hissedilen, dokunulmadan hatırlanan doğanın insanlara sunduğu inanılmaz bir mucizedir Gül
Bir biyolog olarak pek çok bitkiye baktım; hücresini, yaprağını, kimyasını inceledim. Ama gül… Gül her zaman başka bir yerde durdu. Çünkü gül, yalnızca bir bitki değildir; hafızadır, duygudur, sessiz bir anlatıdır, tedavi edici gücü tartışmasız kabül görmüştür.
Isparta’da sabahın ilk ışıklarıyla Esma’sı ile toplanan pembe güllerin kokusu, toprağın kalbinden yükselir. O koku ne acelecidir ne de baskın. Yavaşça yaklaşır, insanın içine yavaş yavaş hücre hücre siner.Belki de bu yüzden aşkı tarif ederken kelimelerin kifayetini gül tamamlar.
Tarih boyunca gül; mektuplara vedalara eşlik etmiş, duaların arasına karışmıştır. Osmanlı bahçelerinde pembe gül, zarafetin ve içten sevginin simgesi sayılmıştır. Ne kırmızı kadar iddialı, ne beyaz kadar mesafeli… Pembe gül, sevginin en masum hâlidir.
Bilim bize şunu söyler: Gül kokusu insanı sakinleştirir, kalp ritmini, ruhu dengeler.
Gül kokusu, geçmişe açılan gizli bir kapıdır. Bir annenin sandığını, ilk aşkın sessizliğini, mektubun kenarına sinmiş o taze duyguyu hatırlatır.
Isparta’nın pembe gülü, sevgiyi bağırmaz.
Fısıldar…
Ve belki de bu yüzden en derine işler ve unutulmaz.
Sevgililer Günü haftasında hediye edilen bir gül, aslında “seni düşünüyorum” demenin en eski ve en eskimeyen yoludur. Topraktan gelen bir zarafetle, dokunur insanın yüreğine
Bir biyologun seyir defterine bugünün notu
Doğa, sevgiyi en güzel kokuyla anlatır.
Ve Isparta’nın kokulu pembe gülü, bunun en canlı kanıtıdır.

































YORUMLAR