Hayatın akışına bakarken, mevsimlerin insanla ne kadar benzeştiğini fark ederim; özellikle de sonbaharın hüzünlü güzelliğini.
Mevsimler döner, zaman değişir. Ama her dönüşte aynı duyguyla bulurum kendimi: Sonbaharın hüznüyle…
İlkbahar bir bebeğin ilk nefesi gibidir; umut dolu, taze ve meraklı. Yaz mevsimi gençliğin coşkusunu, yaşamın tam ortasındaki telaşlı neşeyi taşır. Kış ise yolculuğun son durağı, bir vedanın sessizliğidir. Fakat beni en çok düşündüren ve hüzünlendiren mevsim hep sonbahar olmuştur.
Yapraklar sararırken sanki hayatın da yavaşça olgunlaştığını hissederim. Toprak, kendini yeniden beslemeye hazırlarken insan da iç dünyasında bir durup düşünür. Daha alınacak verimler, söylenecek sözler, yaşanacak duygular varken; yine de bir sona yaklaşmanın farkındalığı çöker kalbe.
Sonbahar bu yüzden bana hep iki şeyi birden hatırlatır: Vedayı ve başlangıcı. Her bitişin içinde saklı duran o küçük yeniden doğuşu…
Belki de hayat tam olarak budur aynı anda hem son bir dem, hem de bir başlangıç olabilmek.


YORUMLAR